mosque Namaz Vakitleri
auto_stories Hadis-i Şerif
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." — Buhârî "Allah Teâlâ yumuşak davranmayı sever ve yumuşaklığa, sertliğe vermediğini verir." — Müslim "Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." — Buhârî "Allah Teâlâ yumuşak davranmayı sever ve yumuşaklığa, sertliğe vermediğini verir." — Müslim "Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim
H

HALÎFE

H Harfi · Dini Sözlük

Birinin yerine geçen.

1. Resûlullah efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vekîlî ve yeryüzündeki bütün müslümanların reîsi (başı).

Allahü teâlâdan istedim ki, benden sonraAli halîfe olsun. Melekler dedi ki: "Yâ Muhammed! Allahü teâlânın dilediği olur. Senden sonra halîfe, Ebû Bekr-i Sıddîk'tır. (Hadîs-i şerîf-Gunyet-üt-Tâlibîn)

Peygamber efendimiz, hazret-i Muâviye'ye; " Halîfe olduğun zaman, yumuşak ol veya güzel idâre et!" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-İzâlet-ül-Hafâ)

Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed Mustafâ'dan sonra müslümanların halîfesi, müslümanların reîsi Ebû Bekr-i Sıddîk'tır. Ondan sonra halîfe, Ömer-ül-Fârûk'tur. Ondan sonra Osmân-ı Zinnûreyn, ondan sonra Ali bin Ebî Tâlib'dir (radıyallahü anhüm). B u dördünün üstünlük sıraları, halîfelik sıraları gibidir. (Bkz. Hilâfet) (Ömer Nesefî)

2. Bir tasavvuf büyüğünün yetiştirip, hayâtında veya vefâtından sonra insanları terbiye etmek ve talebe yetiştirmekle vazîfelendirdiği talebesi.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin halîfelerinden Muhammed Ma'sûm hazretleri şöyle buyurdu:

"Dünyâ hayâtı gâyet kısadır. Ebedî saâdete kavuşmak, dünyâ hayâtına bağlıdır. Saâdetli kimse; bu kısa dünyâ hayâtındaki fırsatı ganîmet bilip, âhirette kurtuluşa sebep olacak işleri yapan ve âhiret azığını hazırlayandır." (Mektûbât-ı Ma'sûmiyye)

Bu içerikte bir hata veya eksiklik olduğunu düşünüyorsanız iletişim sayfamızdan bize bildirin.