Dini Sözlük
İslami terimler, kavramlar ve anlamları · 582 kelime
HADÎS
Bir hadîs imâmının (üç yüz binden daha çok hadîs-i şerîfi, râvîleri ve senedleri ile birlikte ezbere bilen âlimin) şartl...
MÂ-İ MUKAYYED
Çiçek, üzüm, kavun-karpuz suyu gibi cinsi ve sıfatı birlikte söylenen sular. Mâ-i mukayyed ile namaz abdesti ve gusl abd...
MÂ-İ MÜSTA'MEL
Kullanılmış su. Abdest ve guslde (boy abdestinde) yâhut kurbet olarak kullanılan su. Temiz fakat temizleyici değildir. M...
MÂ-İ MUTLAK
Yaratıldıkları hâl üzere olan yâni ismi yanında başka kelime söylenmeyen, yalnız su denilen sular. Yağmur, dere, nehir, ...
MÂ-İCÂRÎ
Akar su. Devamlı akmakta olan ve üzerinde herhangi bir pisliğin durması mümkün olmayan çay, dere, ırmak, nehir veya yer ...
MÂ-İMEŞKÛK
Şüpheli su; ehlî merkebin ve ondan doğan katırın artığı olan su. Mâ-i meşkûkun temizliğinde şüphe yoktur. Ancak, hadesin...
MA'BED
İbâdet edilen yer. Yeryüzünde yapılan ilk ma'bed, Mekke şehrindeki Kâbe'dir. Buraya Mescid-i Harâm da denir. (Azrâkî) Mü...
MA'BÛD
Kendisine ibâdet olunan, tapınılan. Yerde ve gökte, Allahü teâlâdan başka, ibâdet edilmeğe hakkı olan ve tapılmağa lâyık...
MA'DÛM
Yok olan, mevcût olmayan Ma'dûmun bey'i yâni satışı bâtıldır, hiçbir bakımdan dîne uygun değildir. (Mecelle)...
MA'ÎŞET
Yaşama, geçinme, yaşayış. Geçinmek, yaşamak için lüzumlu şeyler. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Sizi yeryüzünde ye...
MA'İYYET
Berâberlik. Her an Allahü teâlâ ile berâber olma. Huzur, cem'iyyet, vilâyet-i Hâssa-i Muhammedî de denir. Ma'iyyet yolu,...
MA'KÛL İLİMLER
His organları ile duyularak, akıl ile incelenerek, tecrübe (deney, gözlem) ile ve hesâb edilerek elde edilen ilimler, fe...
MA'LÛM
Bilinen şey. Allahü teâlânın bâzı kimselerin îmâna gelmeyeceğini bildiğini Kur'ân-ı kerîmde bildirmektedir. Allahü teâlâ...
MA'NÂ (Mânâ)
Lafızdan (sözden) anlaşılan, kastedilen şey. Mânâ asl olup, kelime ve lafız (söz) kalıbları içerisinde ifâde olunurlar. ...
MA'NEVÎ
Mânâya, rûha ve gönüle âit olan, inançla ilgili. Maddî olmayan. Târih boyunca, îmânlılar ile îmânsızlar çarpışmakta, kuv...
Ma'nevî Bağ
1. Herhangi bir şekilde, iki şey arasında zihinde kurulan irtibat, ilgi. Buna mânevî râbıta da denir. Her şeyden, her ma...
Ma'nevî Fâide
Rûha, kalbe ve gönüle âit fâide. Oruç, insanlara hem maddî, hem de mânevî faydalar sağlar. Bütün bir sene çeşitli yemekl...
Ma'nevî Hastalık
Kalbe gelen yanlış îtikâd (inanç); insanın doğruyu, gerçeği görmesine mâni olan perde; îtikâdî bozukluk ve düşünce. Düny...
Ma'nevî Huzûr
Allahü teâlâyı anarak emirlerini yapıp, yasaklarından kaçınmak sûretiyle kalbde meydana gelen rahatlık. Kalbler, Allahü ...
Ma'nevî Kuvvet
Müdrike (anlayıcı) kuvvetlerinin üçüncüsü olup, insanların havâssına, seçilmişlerine mahsûs anlayıcı kuvvet. Müdrike (an...
Ma'nevî Mîrâs
Âlem-i emrdeki (gözle görülmeyen âlemdeki) şeyler yâni îmân, mârifet (tanıma, bilme), rüşd (doğru yolda olmak) gibi nîme...
Ma'nevî Temizlik
İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak. Müslüma...
MA'RİFET (Mârifet)
Bilme, tanıma, gönülle bilme. Allahü teâlânın sıfatlarını ve isimlerini hakkıyla bilme, tanıma. Ma'rifetullah. Mârifetin...
MA'RİFETULLAH
Allahü teâlâyı tanıma, bilme. (Bkz. Ma'rifet) İlimlerden öyleleri vardır ki, onları ancak ma'rifetullaha sâhip olanlar b...
MA'RÛF (Mârûf)
Dînin ve aklın beğendiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: İçinizden, insanları hayra çağıracak...
MA'SİYYET (Mâsiyet)
İtâatsizlik, isyân. Günâh olan işler, Allahü teâlânın beğenmediği şeyler; Allahü teâlânın emrettiği şeyi yapmamak veya y...
MA'SÛM
Suçsuz, günahsız. Günâh işlemekten korunmuş kimse. (Bkz. İsmet) Peygamberler hakkında bilip inanmamız gereken sıfatlarda...
MÂ'ÛN SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yüz yedinci sûresi. Mâ'ûn sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Yedi âyet-i kerîmedir. Son âyet...
MAÂZ-ALLAH
"Allahü teâlâya sığınırım" mânâsına, tehlikeli, zararlı ve istenmeyen durumlardan korunmak için söylenen bir söz. Âyet-i...
MÂCİN
Sapık îtikâdını başkasına bulaştırmak çabasında olan. Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: "Ümmetimin ihtilâfı (amelde, yapılaca...
MADDE
Ağırlığı olan ve boşlukta yer kaplıyan varlık. Hava, su, taş, cam ayrı birer maddedir. Işık ve ses, madde değildir. Çünk...
MADDÎ TEMİZLİK
Bedenin, elbisenin ve oturulan yerin temizliği. Bir müslüman, maddî temizliğe çok dikkat eder. Câmilere evlere ayakkabı ...
MADDİYYÛN
Maddenin hep var olduğuna, sonradan yaratılmadığına ve yok olmayacağına inananlar, maddeciler. Kendilerini akıllı ve hiç...
MAĞFİRET
Örtme; Allahü teâlânın, kullarının günâhlarını bağışlaması. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Ey gün...
MAĞRÛR
Gururlu. (Bkz. Gurûr) Akıllı kimse başkalarının ayıbına bakmaz. Kişinin aybını yüzüne vurmaz. Malı çoğaldıkça, mağrûr ol...
MAHBÛB
Muhabbet edilen. Sevilen, sevgili. Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem mahbûb-i Rabbülâlemîndir. Allahü teâl...
Mahbûb-i Hudâ
Allahü teâlânın habîbi, sevgilisi Muhammed aleyhisselâm. Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Mahbûb-i Hüdâ'...
MAHBÛBİYYET
Sevgili olmak. Peygamber efendimize tâbi olmanın en yüksek derecesi mahbûbiyyet ve ma'şûkiyyet (çok sevilen olmak) kemâl...
MAHCÛR
Çocukluk, sefîhlik, delilik, kölelik, bunaklık vs. gibi çeşitli sebebler yüzünden malını tasarruf hakkından, kullanmakta...
MÂHİYYET
Öz, asıl ve esas. İnsanın mâhiyyeti, arkadaşından anlaşılır. (Abdullah bin Ömer)...
MAHKEME
Hüküm verilen dâvâların görülüp, hükme (karâra) bağlandığı yer. Mahkemeye bir işin düşünce, hâkim karşısında dâvâcı veya...
Mahkeme-i Kübrâ
En büyük mahkeme, âhirette bütün insanların amel defterlerinin tartıldığı ve dünyâda yaptıklarının hesâbını verecekleri ...
MAHLÛK
Yaratılmış; yoktan vâr edilmiş. Rabbimiz cism değildir, zamânı, mekânı yok. Maddeye hulûl eylemez, böyle olmalı îmân. Ma...
MAHLÛKÂT
Yaratılanlar, Allahü teâlânın yarattığı şeyler. Mahlûkâta muhabbet etme, zîrâ onlara muhabbet, Hakk'a ulaşmaya mânidir. ...
MAHMASA HÂLİ
Açlıktan ölmek üzere olma hâli. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: ...Kim mahmasa hâlinde, çâresiz kalırsa, günâha mey...
MAHMÛD
1. Övülmüş, övülen. Kalbin mahmûd hâlleri; sabır (Allah'tan gelenlere tahammül etmek), şükür (her nîmeti Allahü teâlâdan...
MAHREM
1. Dînen evlenilmesi ebedî haram (yasak) olan, soy, süt veya evlenme sebebiyle nikâhı haram olan kimse. Kadın, yanında b...
MAHŞER
Haşr olunacak, toplanılacak yer. Kıyâmet gününde bütün mahlûkâtın (bütün canlıların) yeniden dirildikten sonra hesap içi...
MAHYA
Ramazan-ı şerîf ayında, geceleri çift minâre bulunan câmilerde iki minâre arasına gerilen ve halata (kalın ipe) asılarak...
MAHZÛRÂT
Dinde yasak edilmiş şeyler, haramlar. Zarûretler, mahzûrâtı mübâh kılar yâni yapılması men ve yasak edilmiş bâzı şeyler ...
MÂİDE SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin beşinci sûresi. Mâide sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi âyet-i kerîmedir. 112 ve 114. âyet-...
MAKÂM
1. Yüksek dereceli me'mûriyet, me'mûrluk yeri, mevkî, mansıb. Bir kimse şu on şeyi, kendine farz bilmedikçe, tam verâ eh...
Makâm-ı İbrâhim
Kâbe'de İbrâhim aleyhisselâmın, Kâbe'yi inşâ ederken veya insanları hacca dâvet ederken üstüne çıktığı taşın bulunduğu y...
Makâm-ı İlliyyîn
Cennet. Bir ma'sûm (günâhsız, suçsuz) çocuk hasta olup, ölüm döşeğine girdiğinde, makâm-ı İlliyyîn, onun makâmı olur. Or...
Makâm-ı Mahmûd
Mahşer (kıyâmet) günü büyük bir sıkıntı ve ızdırab içerisinde bulunan mahlûkâtın hesaplarının bir an evvel görülmesi içi...
MAKÂMÂT-I AŞERE
Fenâ (Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak) makâmının başlangıcında olan ve fenâ makâmına kavuşmak için lâzım olan on ...
MAKÂMÂT-I SÜLÛK
Tasavvuf yolunda ilerlerken geçilmesi gereken dereceler. İslâm-ı hakîkî (hakîkî İslâm); makâmât-ı sülûkun geçilmesinden ...
MAKSAD (Maksûd)
Niyet, kasd. Allahü teâlâ yersiz güleni, bir ideâli, maksâdı olmadan yola çıkanı sevmez. (Kâ'bü'l-Ahbâr) Bid'atler (Peyg...
MAKTÛL
Kâtil tarafından öldürülen. İki müslüman, kılıçları ile karşılaştıkları zaman, kâtil de, maktûl de, Cehennem'dedir. Zîrâ...
MÂL
İnsanın arzuladığı, ihtiyâç, yâni lâzım olunca, kullanmak için saklanabilen ayn, yâni madde, cisim. Allahü teâlâ bir kul...
Mâl-ı Habîs
Zor ile gasb edilen ve rüşvet olarak alınan, çalınan mallar ve kendine emânet olan mallar, izinsiz ticârette kullanılara...
Mâl-ı Mütekavvim
Kıymetli mal. İslâm'a göre yenilmesi, içilmesi, kullanılması ve faydalanılması mümkün olan mal. Müslümanlar için; şarab,...
MÂLÂYA'NÎ
Dünyâ ve âhirete faydası olmayan iş, boş söz, lüzumsuz şey. Allahü teâlânın, bir kulunu sevmemesinin alâmeti, onun mâlây...
MÂLİK
1. Sâhib olan, mülk edinen. İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mü'min ikisi de kâfir i...
Mâlik-ül-Mülk
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Yaratılmışların ve onlarda bulunan her şeyin sâhibi olan. Allah...
MÂLİKÎ
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Mâliki mezhebine tâbi olan, bağlı olan kimse. (Bkz. İmâm-ı Mâlik)...
Mâlikî Mezhebi
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri. Kurucusu İmâm-ı Mâlik bin Enes'tir. (Bkz. İmâm-ı Mâlik)...
MÂLİYYET (Mâliyet)
Alış fiyatı ile birlikte taşıma ile işçilik ücretleri, vergi gibi masrafların hepsi. Semenin (bedelin) cinsi söylenmedi ...
MANASTIR
Hıristiyanlıkta ibâdet edilen ve din adamlarından bir râhib veya râhibenin idâre edip, barındığı binâ. Eskiden manastırl...
Mânây-ı İltizâmî
Bir lafzın (sözün) asıl konulduğu mânânın lâzımı olan (ondan ayrılmayan) mânâ. İnsan sözünün mânâsı ve mâhiyeti, hayvân-...
Mânây-ı Murâdî
Bir sözde anlatılmak, ifâde edilmek istenilen, kastedilen mânâ. Müctehîd olmak (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîften hü...
Mânây-ı Mutâbıkî
Bir lafzın asıl konulduğu mânânın tamâmı, hepsi. Hayvân-ı nâtık (düşünen canlı) sözünün mânâsı, insan lafzının mânây-ı m...
Mânây-ı Zâhirî
Bir lafzın görülen, anlaşılan, meşhûr mânâsı. Âl-i İmrân sûresinin başında bildirildiği üzere, Kur'ân-ı kerîmin âyetleri...
Mânây-ı Zımnî
Bir lafzın konulduğu mânânın tamâmının içerisindeki cüz'î, husûsî mânâlardan herbiri. İnsan lafzının tam mânâsı, karşılı...
MÂNİ' (El-Mâni')
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Din ve dünyâya âit zararları gideren, men' eden. El-Mâni' ism-i...
MANTIK
1. Konuşma, düşünce, söz. Bir adamın mantığı düzgün olursa, diğer amelleri de düzgün olur. Fakat bir kimsenin mantığı bo...
MARAZ
Hastalık. Taâmın (yemeğin) evvelinde, Besmele-i şerîfeyi söylemeyen kimse için üç zarar vardır: Şeytan, kendisiyle birli...
Maraz-ı Kalbî
Kalb hastalığı, bozuk îtikâd; kibir, hased (kıskançlık), kin ve riyâ (gösteriş) gibi kalb hastalıkları. Kalbin Allahü te...
Maraz-ı Mevt
Ölüm hastalığı, insanı iş görmekten men eden ve başladığı târihten îtibâren en az bir yıl içinde ölüme götüren hastalık....
MÂŞÂALLAH
Beğenilen şeyler görüldüğünde söylenilen; "Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsân ettiği şeydir" mânâsına mübârek bir söz...
MÂSİVÂ
Allahü teâlâdan başka her şey. Âlem, tabîat, mahluklar. Allahü teâlâyı tanıyan, mâsivâdan yüz çevirir. (Ca'fer-i Sâdık) ...
MASLAHAT
Bir işin hayırlı, iyi olmasına vesîle olan şey. Çoğulu, mesâlih'tir. Maslahatın zıddı mefsedet yâni bozukluktur. İslâm h...
MÂTEM
Ölünün arkasından ağlama; yas tutma. Mâtem tutan kimse, ölmeden tövbe etmezse, kıyâmet günü şiddetli azâb görecektir. (H...
MATERYALİZM
Allahü teâlâyı inkâr ve maddeyi her şeyin esâsı kabûl eden görüş, düşünce; toplum hayâtını ve fertler arasındaki münâseb...
MATLÛB
Kavuşmak istenilen, aranılan şey, maksat. (Bkz. Maksad) Tâlib (isteyen, arayan), matlûba tam bağlanınca, rehber aradan b...
Matlûb-ı Hakîkî
Gerçekte taleb olunacak, kavuşmak istenilecek ve gönül bağlanacak olan Allahü teâlâ. Hakîkî Matlûb. Hakîkî matlûbdan baş...
MÂTÜRÎDÎ
1. Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve Eshâbının yolunda olanların) îmânla ilgili bilgilerde tâbi olduğu iki imâmında...
MAZLÛM
Zulme, haksızlığa uğramış kimse. Üç kimsenin duâsı muhakkak kabûl olur. Mazlûmun, misâfirin ve ana babanın. (Hadîs-i şer...
MAZMAZA
Abdest ve gusül alırken ağzı su ile yıkamak. Hanefî mezhebinde mazmaza guslün farzlarından ve abdestin sünnetlerindendir...
ME'ÂNÎ İLMİ
Sözün yerinde kullanılmasından, hâle, duruma göre uğrayacağı değişikliklerden bahseden ilim. (Bkz. İlm-i Meânî)...
ME'CÛC
Çok eski zamanlarda, bir duvar arkasında bırakılmış, kıyâmete yakın, yeryüzüne yayılacak olan Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâ...
ME'VÂ CENNETİ
Sekiz Cennet'ten üçüncüsü. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Îmân edip de sâlih amel işleyenler için, yap...
MEÂL
Tefsîr âlimlerinin yaptıkları tefsirlerin (açıklamaların) ışığı altında, âyet-i kerîmelere verilen mânâ, açıklama. Kur'â...
MEÂRİC SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yetmişinci sûresi. Meâric sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk dört âyet-i kerîmedir. Üçüncü âyet-i...
MEÂRİF
Kalb bilgileri. Çokluk şekli ma'rifet'tir. (Bkz. Ma'rifet)...
MEBDE-İ TEAYYÜN
İlâhî kemâllerin, yüksekliklerin ilm-i ilâhîde başlangıcı ve ilk kaynağı. Allahü teâlâdan gelen feyzler, nîmetler hep me...
MEBDE' VE MEÂD
Başlangıç ve sonuç, dünyâ ve âhiret; mahlûkların (yaratılmışların) nereden ve nasıl vücûda geldiği, onları kimin yarattı...
MEBÎ'
Satılan veya satın alınan mal. Mebî', akd yâni sözleşme yapılınca, müşterinin mülkü olur ise de, teslim alınmadan önce k...
MECELLE
Tanzîmât'ın îlânından sonra, Ahmed Cevded Paşa'nın başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanan; İslâm hukûkunun muâ...
MECÎD (El-Mecîd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınan, övülen....
MECNÛN
Deli. (Bkz. Cünûn ve Deli) İmâm-ı Ali Rızâ hazretleri Nişâpûr'a gelince, Ehl-i sünnetten yirmi binden çok âlim ve talebe...
MECÛSİ
Ateşe tapan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: O îmân edenler, o yahûdîler, o yıldızlara tapanlar, o hı...
MECZÛB
1. Allahü teâlânın sevgisi ile kendinden geçmiş olan. Evliyâdan bir kısmı öldükten sonra Huzûr-i ilâhîde her şeyi unutur...
MED
Uzatmak, çekmek, Kur'ânı kerîmde uzatan harflerden (elif, vav, yâ) biriyle kendilerinden önceki harfleri çekmek. Kur'ân-...
MEDENÎ
1. Topluluk hâlinde yardımlaşarak yaşayan, kibâr, nâzik, terbiyeli, görgülü kimse. İnsan medenî olarak yaratılmıştır. Ha...
MEDENİYYET
Memleketleri îmâr edip, insanları râhat ve huzûra kavuşturmak. Medeniyyet; tâmir-i bilâd ve terfih-i ibâddır, yâni belde...
MEDH
Övme, iyi taraflarını anlatma; bir kimse hakkında iyi şeyler söyleme. Medh olunmağı sevmek, insanı kör ve sağır eder. Ka...
MEDÎNE-İ MÜNEVVERE
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Mekke-i mükerremeden hicret ettikten sonra, yerleştiği, ilk İslâm devl...
MEDLÛL
Delîlin (alâmet ve işâretin) delâlet ettiği, gösterdiği şey. Delîl bulunmayınca, medlûlün de bulunmayacağı söylenemez. Ç...
MEDRESE
İslâm medeniyetinde üniversite seviyesindeki eğitim ve öğretim müesseseleri. İnsanlığın bugün sâhib olduğu ilim ve tekni...
MEDYÛN
Borçlu, borçlanmış kimse. Dâyine (alacaklıya), medyûnun medyûnu hasm olmaz. Yâni bir kimse ölendeki alacağını, ölene bor...
MEFHAR-İ MEVCÛDÂT
Mahlûkâtın (yaratılmışların) övündüğü Muhammed aleyhisselâm. Mefhar-i mevcûdât efendimizin, güzel huylarından, edeblerin...
MEFHÛM-I MUHÂLİF
Lafızda zikredilmeyen mânânın, bizzat zikredilen mânâya, hükümde zıt olan mânâ. Mefhûm-ı muhâlif; Şâfiîlere göre, hüküm ...
MEFHÛM-I MUVÂFIK
Lafızda (sözde) zikredilmeyen mânânın bizzat zikredilen mânâya hükümde uygunluğu. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: A...
MEGÂZÎ
Harp tarihi, gazâlara (savaşlara) dâir bilgiler, menkıbeler, hikâyeler. Megâzî kitabları, dînin temeline âit kitablardan...
MEHÂRİC-İ HURÛF
Kur'ân-ı kerîm harflerinin herbirinin ağızdan ses olarak çıktığı yer. Kur'ân-ı kerîmi tecvîd üzere okumasını bilmek farz...
MEHDÎ
Kıyâmete yakın geleceği, Peygamber efendimiz tarafından haber verilen ve İslâmiyet'i ve adâleti yeryüzüne hâkim kılacak ...
MEHR (Mehir)
Erkeğin evlenirken kadına vereceği ve kadının hakkı olan altın, gümüş veya her hangi bir mal yâhut menfaat. Allahü teâlâ...
Mehr-i Misl
Mehir söylenmeden veya mehir vermemek şartı ile yapılan bir nikahtan sonra, kadının, baba tarafından akrabâsının kadınla...
Mehr-i Muaccel
Miktarı tesbit edilen (belirlenen) ve nikâh sırasında erkeğin evleneceği kadına peşin olarak ödemesi gereken altın, gümü...
Mehr-i Müeccel
Miktarı nikah yapılırken tesbit edilip, ödenmesi daha sonraya bırakılan yâni erkeğin evleneceği kadına sonra ödeyeceği a...
MEJDEK
Mîlâdî dördüncü asırda İran'da komünizmi ilk kuran şahıs. Komünistliği mîlâdî dördüncü asırda ilk çıkaran Mejdek adında ...
MEKÎL
Kile ve ölçek ile yâni hacim ile ölçülen mal. Buğday, arpa, hurma ve tuz dâimâ mekîldir. Tartı ile kullanılmaları mekîl ...
MEKKE-İ MÜKERREME
Müslümanların kıblesi olan Kâbe-i muazzamanın bulunduğu, Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem doğduğu mübâr...
MEKKÎ
Peygamber efendimizin Mekke-i mükerremeden, Medîne-i münevvereye hicretinden (göç etmesinden) önce nâzil olan (inen) âye...
Mekkî sûreler
İçerisindeki âyet-i kerîmelerin çoğunun Mekkî (hicretten önce inmiş) yâhut, baş kısmı Mekkî âyet-i kerîmeler olan sûrele...
MEKR
1. Bir kimseye, hiç beklemediği, ummadığı yerden hîle yapmak, tuzak kurmak sûretiyle zarar vermeye çalışmak. Kur'ân-ı ke...
Mekr-i İlâhî
Allahü teâlânın mekr (hîle) yapanların mekrini kendilerine çevirmesi, kötülüklerini, kurdukları tuzaklarını bozması, mek...
MEKRÛH
Hoş görülmeyen, beğenilmeyen şey. Peygamber efendimizin beğenmediği ve ibâdetin sevâbını gideren şeyler. Yasak olduğu ha...
MEKTÛBÂT
Din büyüklerinin yakınlarına ve sevdiklerine gönderdiği, nasihat mektublarından meydana gelen kitap. Muhammed Ma'sûm-i F...
Mektûbât-ı Rabbânî
Büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî hazretlerinin îmân, îtikâd ve tasavvuf bilgilerini öğreten mektublarından...
MEL'ÛN
Lânetlenmiş, tard olunmuş, kovulmuş. (Bkz. La'net) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mel'ûn! Âdem'e ...
MELÂHİME
Geçmiş ve gelecek devirlere âit haberler, târihî bilgiler ve bunları anlatan kitablar. Harb târihi. Melâhime kitabları d...
MELÂİKE
Allahü teâlânın nûrdan yarattığı latîf, mâsum ve günah işlemeyen kulları. Melekler. (Bkz. Melek)...
MELÂMÎ
Allahü teâlânın rızâsını kazanmak için çalışan, bu yolda farzları yapıp, haramlardan sakınan, şöhretten kaçındıkları içi...
MELE-İ A'LÂ
En yüksek topluluk, meleklerden veya onların büyüklerinden meydana gelen cemâat, topluluk. Melekler âlemi. Kur'ân-ı kerî...
MELEK
Allahü teâlânın nûrdan yarattığı gözle görülmeyen mâsum (kötülüklerden korunmuş) varlıklar. Çokluk şekli, melâike'dir. A...
Melek-ül-Mevt
Ölüm meleği, Azrâil aleyhisselâm. (Bkz. Azrâil Aleyhisselâm) Allahü teâlâ Kur'ân-kerîmde meâlen buyurdu ki: (Ey Resûlüm ...
Melek-ül-Mukarreb
Huzûru ilâhide bulunan melekler. ... Kıyâmet, Cumâ günü kopar. Melek-ül-mukarreb, yer ve gökler, o günün dehşetinden kor...
MELEKE
Yerleşmiş huy, alışkanlık, tabiat. Din bilgisini öğreniniz. Geliş-gidişlerinizde, oturup kalkmalarınızda, kısaca her vak...
MELEKÛT ÂLEMİ
Gözle görülmeyen âlem, ruh ve mânâ âlemi. Buna yalnız Melekût da denir. (Bkz. Âlem) Eğer şeytanlar, âdem-oğlunun (insano...
MELİK (El-Melik)
1.Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Zâtında, sıfatlarında, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şey va...
Melik-i Adûd
Hükûmeti, idâreyi kuvvet zoru ile ele geçiren kimse, sultan. Buna halîfe-i câire de denir. Biz bu işe peygamberlikle ve ...
MEMLÛK
Hür olmayan insan. İslâm hukûkunda harbde esir alınıp, İslâm memleketine getirilen kimse, köle. (Bkz. Köle)...
MEMNÛ'
Yasak. Dînen yasak edilmiş. Almak memnû' olan şeyi vermek dahi memnû' olur. Meselâ rüşvet almak, alan hakkında memnû' ol...
MEN VE SELVÂ
Mûsâ aleyhisselâmın duâsı ile Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gökten yağdırdığı kudret helvası (men) ve bıldırcın eti (...
MENÂKIB
Menkıbeler. Velîlerin, Allahü teâlânın sevgili kullarının güzel iş, hareket, söz ve kerâmetlerini konu edinen hikâye ve ...
MENÂSİK
Nüsükler. Hacda belli yerlerde ve belli zamanlarda yapılan belli ibâdetler, vazifeler. Nüsük kelimesinin çoğuludur. (Bkz...
Menâsik-i Hac
Haccın nüsükleri. Âdem aleyhisselâm menâsik-i haccı yaptığında, melekler gelerek kendisini tebrik etti ve haccın mebrûr ...
MENDÛB
Yapılması hâlinde sevâb, yapılmazsa günâh olmayan şeyler. Edeb ve müstehab da denir. Namaz vakti girmeden önce abdest al...
MENFEAT
Fayda, çıkar. Bir malı, bir evi kirâya vermek; menfeatini belli bir karşılıkla satmak demektir. (Abdullah Mûsulî) Her me...
MENHÎ
Nehyedilen, yasaklanan şey. Abdest alırken bâzı menhîler vardır. Bunları yapmak haram veya mekrûhtur. Sağ el ile sümkürm...
MENÎ
Yerinden şehvetli (lezzetli) veya şehvetsiz olarak kopup, ayrılıp, erkekten koyu beyaz, kadından akıcı sarı olarak gelen...
MENKIBE (Menkabe)
Bir zâtın güzel iş, söz ve hallerini, hayâtını konu edinen hikâye ve hâtıralar. Çoğulu menâkıbdır. (Bkz. Menâkıb) Ebû Be...
MENKÛL
1.Nakledilebilen, taşınabilen. Menkûl malların kabz edilmeden önce satılması câiz değildir. (Mecelle) Vakıf veya mîrî ye...
MENNÂN (El-Mennân)
"Çok ihsân eden" mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden)....
MENSÛH
Hükmü yürürlükten kaldırılmış. Sonraki hükümle değiştirilmiş dînî hüküm. (Bkz. Nesh) Dört mezheb imâmının ve bunların ye...
MERDÛD
1. Reddedilen, kabûl edilmeyen. Bir kimse, dinde olmıyan bir şey, bir yenilik meydana çıkarırsa, bu şey merdûddur. (Hadî...
MERHABA
1."Hoş geldiniz" mânâsına iltifât tâbiri. Fakîrler, bir adamı Resûlullah efendimize gönderdiler. Adam; "Ben, fakirlerin ...
MERHALE
Menzil, konak. İki konak arası. Bir kimsenin bir günde yürüdüğü yol. Merhale otuz dört kilometre ve beş yüz altmış beş m...
MERHAMET
Şefkat, acıma, bağışlama. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ... Allahü teâlâ kullarına çok merhamet edici...
MERTEBE
Derece, makam. Mukarreb olan büyükler nefislerine köle olmaktan kurtulmuşlardır. Allahü teâlâ için hâlis kul olmuşlardır...
Mertebe-i Vehm
Var olmadığı halde, var görünen. Bir ipin ucuna bir taş bağlayıp, öteki ucundan tutup, ipi elimiz etrâfında çevirirsek, ...
MERVE
Kâbe-i muazzamanın yakınında bulunan ve hacda, aralarında sa'y denilen ibâdetin yapıldığı iki tepeden biri. (Bkz. Safâ v...
MERYEM SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin on dokuzuncu sûresi. Meryem sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Doksan sekiz âyet-i kerîmedi...
MEŞ'AR-ÜL-HARÂM
Mekke-i mükerremede, Arafât ile Minâ arasında bulunan Müzdelife'nin sonunda Cebel-i kuzah yakınında bir yer. Meş'ar, şiâ...
MES'ELEDE MÜCTEHİD
Mezheb reîsinin bildirmediği mes'eleler için, mezhebin usûl ve kâidelerine bağlı kalarak, dînî delillerden hüküm çıkaran...
MEŞAKKAT
Zorluk, güçlük, zahmet. Babanın evlâdı üzerinde hakkı, baba kızdığı zaman ondan korktuğunu gösterip ona boyun eğmek, açl...
MESÂNÎD
Meşhûr ve çok kıymetli hadîs kitablarından; İmâm-ı Ahmed bin Hanbel'in "Müsned'i", Ebû Ya'lâ'nın "Müsned'i", Abdullah Dâ...
MEŞÂYIH
Şeyhler, velîler, evliyâ. Şeyh kelimesinin çoğuludur. Bir kimse, meşâyıhın ervâhı (ruhları) hep hâzırdır, bilirler dese,...
Meşâyıh-ı Kirâm
Büyük velîler, büyük zâtlar. Meşâyıh-ı kirâmın büyüklerinden biri diyor ki: Diri iken tasarruf (himmet, yardım) yaptıkla...
Meşâyıh-ı Müstakîm-ül-Ahvâl
Hâlleri İslâmiyet'in emirlerine uygun olan zâtlar. Evliyâya hâsıl olan hâller, keşfler, eğer Peygamberimize sallallahü a...
MESBÛK
Cemâatle namaz kılınırken imâma birinci rek'atte yetişemeyen yâni ilk rek'atin rükûundan sonra imâma uyan kimse. İmâm ik...
MESCİD
Müslümanların ibâdet yaptıkları yer. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: De ki: "Rabbim adâleti emr buyur...
Mescid-i Aksâ
Kudüs'te Süleymân aleyhisselâm tarafından yaptırılan mescid. Beyt-i Mukaddes (Makdis). Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâl...
Mescid-i Dırâr
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz zamânında münâfıkların (inanmadıkları hâlde, müslüman görünenlerin) fit...
Mescid-i Harâm
Ka'be-i muazzamanın etrâfında üstü açık olan câmi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Namazda) yüzünü Mesc...
Mescid-i Hîf
Yetmiş peygamberin namaz kıldığı bildirilen Minâ'daki mescid. Mescid-i Hîf'te yetmiş peygamber namaz kıldı. Onlardan bir...
Mescid-i Kıbleteyn
Peygamber efendimiz Medîne-i münevverede öğle veya ikindi namazında iken kıblenin Kudüs'ten Kâbe'ye döndürülmesi emrinin...
Mescid-i Kubâ
Resûlullah efendimizin Mekke'den Medîne'ye hicret ederken Kubâ köyünde yaptıkları mescid. Câmilerin efdali (en üstünü)Kâ...
Mescid-i Nebî
Peygamber efendimizin, hicretten sonra Eshâb-ı kirâm (mübârek arkadaşları) ile birlikte Medîne-i münevverede inşâ ettiği...
Mescid-i Seâdet
Mescid-i Nebî. Mescid-i Seâdeti tâmir ve tezyîn için Sultan Abdülmecîd Han kadar çok para harcayan ve gayret eden hiçbir...
Mescid-i Şerîf
Mescid-i Nebî. Medîne şehrindeki Mescid-i şerîf'i hicretin birinci senesinde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), E...
MESH
1.Mest denilen ayakkabıyı abdestle giydikten sonra, abdest bozulup, yeniden alırken, ayakları yıkamayıp elleri ıslatarak...
MEŞHÛR HADÎS
İslâm'ın ilk asrında bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yâni bir kimsenin Resûl-i ekremden, o kimseden d...
MESÎH
1. Îsâ aleyhisselâmın isimlerinden. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Meryem oğlu Mesîh bir peygambe...
MEŞÎHAT-I İSLÂMİYYE
Bâb-ı fetvâ (fetvâ kapısı). Şeyhülislâmın bulunduğu yer. İlmiye teşkilâtının en yüksek makâmı meşîhat-ı İslâmiyye idi. M...
MEŞİYYET
İrâde, dileme, isteme. (Bkz. İrâde)...
MESKÛKÂT
Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralar. Meskûkâttan altın paralara (dînâr); gümüş paralara (dirhem) denir....
MESNEVÎ
1.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin (kuddise sirruh) yirmi altı bin beytten meydana gelen ve altı defter olan meşhûr eseri. ...
MEŞREB
Yaratılış, tabiat, huy. İnsanların akılları değişik, anlama kâbiliyetleri farklı olduğundan, herkes yaratıcıyı aradığınd...
MEŞRÛ'
Şerîate (İslâmiyet'e) uygun şey. Tevekkül, sebeblere yapışmayıp, tembel oturmak değildir. Çünkü böyle olmak Allahü teâlâ...
MEST
Abdest alırken ayağın yıkanması farz olan yerini yâni topuklarla birlikte ayakları örten deriden yapılmış su geçirmez ay...
MESTÛRE
Örtünmüş, örtülü. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında, hür kadınlar mestûre idiler. Bir kadının, hizmetçi o...
MEŞVERET
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimse ile bir konu üzerinde fikir alış-verişinde bulunma; danışma. (Bkz. Müşâvere) A...
METÂ'
Faydalanılan şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Dünyâ hayâtı ancak insanları aldatıcı metâ'dır. (Âl-i İmrân sûres...
METAFİZİK
Fizik ve akıl ötesi. Beş duyu organıyla ve tecrübeyle anlaşılamayan şeyler. Fizik ötesini araştıran ilim, ilâhiyyât. Met...
METÂNET
Sağlamlık, dayanıklı olma. Türklerde önce, itâat (söz dinlenme, emre uyma) duygusunu kırmak ve mânevî râbıtalarını (bağl...
METBÛ'
Kendisine tâbî olunan, uyulan. Peygamber efendimize uymanın en yüksek derecesi; insan vücûdunun her zerresinin tâbi olma...
METÎN (El-Metîn)
1.Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kudretli, kâmil (kusursuz, noksansız) olan, hiçbir sûrette za...
METRÛKÂT
1. Özürsüz, tembellikle kılınmayan, terk edilen namazlar. Farz namazları özür ile kaçırmak günah olmaz ise de, hemen kaz...
MEVÂCİD
Kalbe gelen zevkler, vecdler (mânevî coşkunluk halleri). (Bkz. Vecd) Tasavvuf yolcularının, bu yolculukta gördükleri ahv...
MEVÂT ARÂZİ
Ölü arâzi (Bkz. Arâzi). Bir kimsenin mülkünde bulunmayan, mer'a, baltalık ve harman yeri olarak kimseye verilmemiş olan ...
MEVCÛDÂT
Var olan şeyler, mahlûklar, yaratıklar. Bütün mevcûdât; cansızlar, nebâtât (bitkiler) ve hayvânât olmak üzere üç cinse a...
MEVHİBE
İhsân, bağış, Allahü teâlânın kuluna ihsânı. İlim iki çeşittir. Biri verâset, biri de ledün ilmidir. Verâset ilmi çalışa...
MEVHÛM
Vehmolunmuş, aslı esâsı yokken zihinde kurulmuş olan, kuruntuya dayanan. Hayâlî. (Bkz. Vehm) Dışarıda bir şeyi görmek ta...
MEVKÎ'
Yer, mahâl, makam. Suyun bakliyâtı yetiştirmesi gibi, mal ve mevkî sevgisi de, kalbde nifâkı münâfıklığı yâni için dışa ...
MEVKIF
Durak, durulacak yer; kıyâmette ölülerin diriltildikten sonra toplanacakları yer; Arasât meydanı, mahşer yeri. (Bkz. Mah...
MEVKÛF SATIŞ
Sözleşme, alıcı ve verici açısından İslâmiyet'e uygun olduğu hâlde; başkasının hakkı karışmış olan alış-veriş. Mevkûf sa...
MEVLÂ
1.Yardımcı ve koruyucu olan Allahü teâlâ. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: ... Biliniz ki Allah sizin mevlânızdır. O...
MEVLÂNÂ
1. "Efendimiz" mânâsına bir büyüğe karşı söylenen hürmet ve saygı ifâdesi. Tahrîmen yâni harama yakın mekrûh olan şeyi t...
MEVLEL-MUVÂLÂT
Bir zımmînin yâni gayr-i müslim (müslüman olmayan vatandaşın) veya harbî yâni vatandaş olmayan pasaportlu bir kâfirin bi...
MEVLEVİYYE
Evliyânın büyüklerinden Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Mevleviyye yolunun büyüğü Mevlânâ Cel...
MEVLİD
Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi'râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser....
Mevlid Gecesi
Peygamberimiz Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellemin doğduğu Rebî'ul-evvel ayının on birinci ve on ikinci günler...
MEVT
Ölüm; rûhun bedenden ayrılması. (Bkz. Ölüm)...
MEVZÛN
Ölçülü, tartılı, ağırlıkla ölçülen, tartılan mal. Birkaç kimse arasında müşterek (ortak) olan mekîl (ölçek ile ölçülen) ...
MEYL-İ TABÎ'Î
İç güdü. İnsanın irâdesi dışında, yaratılıştan olan meyl, bedenin istemesi. Allahü teâlâdan başka bir şeyi sevmek iki tü...
MEYTE
Ölmüş veya besmelesiz kesilen yâhut kesilmeyip başka sûretle öldürülen hayvan. (Bkz. Leş, Murdar)...
MEYYİT
Vefât etmiş, ölü. Bir kimse mü'min kardeşinin kabrini ziyâret eder ve kabir yanında oturursa ve selâm verirse, meyyit on...
MEZÂR
Kabir, ölünün gömüldüğü yer. Türbelere bez, iplik bağlamak, mezârlara mum yakmak dînimizde yoktur. Bunları hıristiyanlar...
MEZHEB
Gitmek, tâkib etmek, gidilen yol. Mutlak müctehîd denilen dinde söz sâhibi âlimlerin, müslümanların yapmaları gereken hu...
Mezheb İmâmı
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş olan din bilgilerini, Eshâb-ı kirâmdan işiterek veya nakl ile ...
Mezheb Taklidi
1. Amelde yapılacak işlerde bir müctehidin ictihâdlarına, fetvâlarına tâbi olma. Mevcût dört hak mezhebden birini öğreni...
MEZHEBDE MÜCTEHİD
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dînî delîllerden (kaynaklardan) yeni hükümler çıkarabilen İslâm âlimi....
MEZHEBSİZ
Müctehid (dînî delîllerden hüküm çıkarabilen büyük âlim) olmadığı hâlde, dört hak mezhebden birine tâbi olmayan, mezhebl...
MEZMÛM
Yerilen, kötülenen, beğenilmemiş, çirkin. Kâfirlerin yaptıkları ve kullandıkları şeyler iki kısımdır: Birisi âdet olarak...
MEZY (Mezî)
Dokunma, bakma ve düşünme gibi sebeplerle erkekten gelen beyaz şeffâf sıvı. Hanefîde ve Şâfiî'de bir kimseden vedî (idra...
Mİ'RÂC
1. Merdiven. Resûlullah efendimiz, Mekke şehrinden, Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya geldikleri zaman, peygamberlerin rûhları...
Mİ'YÂR
1-Ölçü âleti. Akıl; his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri bi...
MİHRÂB
Mescid, câmi vb. ibâdet yerlerinin kıble tarafında imâmın namaz kıldığı yer. İmâmın mihrâb içinde durması mekrûhtur. Aya...
MİHRİCÂN GÜNÜ
Eylül ayının yirmi üçüncü gününe rastlayan mecûsî bayramı. Nevruz (Mart'ın yirmi birinci) ve mihricân günlerinde, bunlar...
MÎKÂİL ALEYHİSSELÂM
Dört büyük melekten biri. Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk yapmak, ferah ve huzûr getirmek ve her maddeyi hareket etti...
MÎKÂT
Hac ve umre için gelenlerin ihrâma girdikleri mevki, yer. Mîkâtlar şunlardır: Zülhuleyfe, Zât-i irk, Cuhfe, Karn (Karen)...
MİL
Bin dokuz yüz yirmi metre olan bir uzunluk ölçüsü. Abdest ve gusül (boy abdesti) almak için su bulamayan ve sudan bir mi...
MÎLÂD
Doğum günü, Îsâ aleyhisselâmın doğum günü olduğu iddiâ edilen noel gecesi. (Bkz. Noel Gecesi) Noel gecesi doğru olarak M...
MÎLÂDÎ YIL
Hazret-i Îsâ'nın doğduğu iddiâ edilen yılı başlangıç kabûl eden ve 365,242 günlük güneş yılını esas alan takvim senesi. ...
MİLHAFE
Kadının sokağa çıkarken giydiği manto ve ferâce gibi uzun geniş örtü. Senede, biri yazlık biri kışlık olmak üzere iki mi...
MİLLET
1. Din, dil ve târih berâberliği bulunan insan cemâati, topluluğu, kavim. Bugün dünyâdaki kâfirler iki türlüdür. Birinci...
MİLLİYETÇİLİK (Milliyet)
Aynı vatanda aynı toprakta doğup yetişenlerin din, örf-âdet ve menfeat birliği. İslâmiyet "posa ırkçılığını" ve ırk ve k...
MİNÂ
Mekke-i mükerremenin doğusundaki dağların eteğinden Arafât'a giden yol üzerinde bulunan yer. Hac ibâdeti esnâsında kurba...
MİNÂRE
Câmilerde, müezzinlerin çıkıp ezân okuduğu yüksek yer. Minâre ilk defâ Mısır vâlisi Mesleme bin Mahled tarafından hazret...
MİNBER
Câmilerde hatiplerin hutbe okumaları için yapılmış merdivenli yüksek yer. Kabrim ile minberim arası Cennet bahçelerinden...
Minber-i Nebevî
Resûlullah efendimizin hutbe okudukları minber....
MİNNET
1. Yapılan bir iyiliği, verilen bir şeyi başa kakma. Minnetin bu kısmı İslâmiyet'te yasaklanmıştır. Kur'ân-ı kerîmde meâ...
MİNNETDÂR
Birinden gördüğü iyileğe karşı mahcup ve müteşekkir kalan. Kur'ân-ı kerîmi toplayan, Şeyhayn'dır (hazret-i Ebû Bekr ve h...
MÎRÂS
Vefât eden kimsenin, geride kalan akrabâlarına bıraktığı mal ve haklar. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki...
MIRDAR
Leş. (Bkz. Leş)...
MÎRÎ TOPRAK
Beytülmâle yâni devlete âit toprak. (Bkz. Arâzi)...
MÎSÂK
Söz verme, sözleşme, andlaşma. 1. Allahü teâlânın, Âdem aleyhisselâma ve bütün zürriyetine (ondan gelecek insanlara); "B...
MISHAF
Kur'ân-ı kerîmin tamâmının yazılı olduğu mübârek kitab. (Bkz. Mushaf)...
MISKA
Şifâ âyet-i kerîme ve duâlarının yazılı olduğu kâğıt, muska. (Bkz. Rukye) Kur'ân-ı kerîm ile ve duâ ile olan mıskaları y...
MİSKAL
Bir çeşit ağırlık ölçü birimi. Bir miskal; Hanefî mezhebinde 4,8 gram, Şâfiî mezhebinde ise 3,45 gramdır. (Süleymân bin ...
MİSKÎN
1. Bir günlük nafakasından (yiyeceğinden, giyeceğinden) fazla bir şeyi olmayan müslüman. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerd...
MİSLÎ
Çarşıda, pazarda aynı evsâfta, özellikte benzeri bulunan, fiyatları farklı olmayan mal. Ağırlıkla, hacim ve uzunlukla öl...
MİŞNÂ
Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kabûl ettikleri Talmûd kitâbının iki kısmından biri. Mişnâ, İbrânice "tekrar" deme...
MİSVÂK
Bir karış büyüklüğünde kesilmiş, dişleri temizlemek için kullanılan ve Erak denilen ağaçtan veya zeytin dalından yapılan...
MİSYONERLİK
Propaganda yaparak belirli bir fikir ve inancı yayma işi. Dar anlamda, henüz hıristiyanlığı kabûl etmemiş ülkelerde veya...
MİZÂC
Huy, tabîat, bir kimsenin yaratılıştan gelen özelliklerinin hepsi. (Bkz. Huy) Gadaba gelen (kızan, öfkelenen) insan, akl...
MİZÂH
Latîfe, şaka. Ben mizâh konuşurum, fakat doğru konuşurum. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Alay, şaka ve mizâhtan kaçının...
MÎZÂN
1.Terâzi, ölçü âleti. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: ... (Şuayb aleyhisselâm), Kavmine şöyle dedi: R...
MİZMÂR
1. Her türlü çalgı âleti, ney türünden, biri kamış, diğeri ağaçtan olmak üzere iki parçadan meydana gelmiş olan âlet, dü...
MU'ACCEL
Peşin olarak verilen. Acele ödenen şey. (Bkz. Mehr) Nikâh akd edilirken (yapılırken) tek mehr söylenip, ne kadar mu'acce...
MU'ÂMELÂT
İnsanların birbirleri arasında olan işler. Alış-veriş, kirâ, şirketler, fâiz, mîrâs gibi insanlar arasında meydana gelen...
MU'AMMÂ
1.Gizli, örtülü, anlaşılmaz veya anlaşılması güç şey. Allahü teâlâyı mü'minler Cennet'te görecektir. Fakat, nasıl olduğu...
MU'ÂNAKA
İki kişinin birbirinin boynuna sarılması. Âdem aleyhisselâmdan İbrâhim aleyhisselâma kadar, selâmlaşma, birbirine secde ...
MU'ÂŞERET
İnsanların birbirleriyle görüşmelerinde ve işlerinde karşılıklı uymaları gereken usûller, kurallar. (Bkz. Edeb)...
MU'ÂTEBE
İtâb etme, kızma, azarlama. (Bkz. İtâb)...
MU'ATTALA
Allahü teâlânın sıfatlarını inkâr eden bozuk bir fırka, topluluk. Nikâh ile alması haram olan yirmi beş kadından birisi ...
MU'ÂVVİZETEYN
Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine berâber verilen isim. Cumâ namazından sonra, yedi defâ ihlâs ve mu'âvvizeteyn okuyanı, ...
MU'ÂYEDE
Bayramlaşma. Birbirinin bayramını kutlama. Selçuklular ve Osmanlılarda muâyede merâsimleri pek muhteşem olurdu. Sultanla...
MU'CİZÂT (Mûcizât)
Mûcizeler. Allahü teâlânın peygamberlerine, peygamberliklerini isbât etmeleri için ihsân etmiş olduğu hârikulâde yâni âd...
MU'CİZE (Mûcize)
Peygamberlerden aleyhimüsselâm peygamberliklerine delil olarak Allahü teâlânın izniyle meydana gelen hârikulâde (olağanü...
MU'ÎD (El-Muîd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Mahlûkâtı (yaratılmışları) dünyâdaki hayatlarından sonra öldür...
MU'ÎN (El-Muîn)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Yardım eden, yardımcı. Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini rivâye...
MU'ÎZZ (El-Muizz)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kullarından bâzılarını, maddî ve mânevî mülk ve saltanat verme...
MÜ'MİN (El-Mü'min)
1. Allahü teâlânın Esmâ-ül-hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Her türlü emân ve emniyet (güven) veren. Âyet-i kerîmede m...
Mü'min Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırkıncı sûresi. Gâfir sûresi de denir. Mekke-i mükkerremede nâzil oldu (indi). Sûre 85 âyet olup, 56 v...
MÜ'MİNÛN SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yirmi üçüncü sûresi. Mü'minûn sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz on sekiz âyet-i kerîmedir.Sûrenin ...
MU'TEKİF
İ'tikâf eden. Bir yere çekilip ibâdetle meşgûl olan. (Bkz. Îtikâf) Mu'tekif, kalbini dünyâ düşüncesinden ayırıp kendini ...
MU'TEMED
1. Sözüne güvenilir kimse. Hudeybiye günü, Tebük ve Buvat gazâlarında ve daha pekçok yerde, susuzluk baş gösterince, Pey...
MU'TEMİR
Ömre yapan. (Bkz. Ömre) Mu'temir, mîkât denilen yerde ihrâm giyerken; "Yâ Rabbî! Ben ömre yapmak istiyorum. Bunu bana ko...
MU'TEZİLE (Mûtezile)
Hicrî ikinci asırda Vâsıl bin Atâ tarafından kurulan ve aklı, nakilden yâni dînî delillerden önde tutan bozuk fırka. "Bü...
MU'TÎ (El-Mu'tî)
Veren, ihsân eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden)....
MUÂHEDE
Andlaşma. (Bkz. Ahd) İslâm halîfeliğinin bir an evvel kaldırılması İngilizlerin birinci düşünceleridir. Kırım muhârebele...
MUÂHEZE
Azarlama, darılma, paylama, cezâlandırma. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ sizi yemîn-i l...
MUAHHİR (El-Muahhir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Peygamberlerini, evliyâsını, sevdiklerini kendine yaklaştırıp, ...
MÜBÂDELE
Bir şeyi diğer bir şeyle değişmek, değiştirmek, satış. Satış, malı mala rızâ ile mübâdele etmektir. (İbrâhim Halebî)...
MUBÂH
Dînimizde yapılması emr olunmayan ve yasak da edilmeyen şeyler. Mubahlar, iyi niyetle yapılınca tâat (Allahü teâlânın be...
MÜBÂHELE
Lânetleşme. Dar anlamda hazret-i Îsâ'nın ilâh ve Allahü teâlânın oğlu olduğunu söylemekte ısrâr eden ve bu inanışlarının...
MÜBÂREK
Bereketli, feyizli, hayırlı, fâidesi bol. Yanımdan ayrılma yâ Ebâ Bekr! Bedenime ve kalbime gelen her sıkıntı, senin müb...
Mübârek Geceler
İslâm dîninin kıymet verdiği geceler. Kadir, Arefe, Fıtr ve Kurban bayramı ile Mevlid, Berât, Mi'râc, Regâib, Muharrem, ...
MÜBÂŞERET-İ FÂHİŞE
Kadın ile erkeğin, çıplak olarak çirkin yerlerini birbiriyle sürtünmesi. Mübâşeret-i fâhişe, erkeğin de kadının da abdes...
MÜBDÎ (El-Mübdî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Benzeri, nümûnesi olmayan, varlıkları yoktan var eden....
MÜBECCEL
Yüceltilmiş, muhterem, azîz, büyük saygı gösterilen. (Bkz. Tebcîl) Mevlid gecesi ve günü mübecceldir, mukaddestir, müker...
MÜBELLİĞ
1. Tebliğ eden, bildiren, duyuran. Dinleri, emirleri ve yasakları koyan Allahü teâlâdır.Mübelliği ise, Allah'ın peygambe...
MÜBEŞŞİR
1. Kabirde, mü'minlere suâl soran melek. (Bkz. Münker ve Nekîr) 2. Müjdeleyici mânâsına Peygamber efendimizin isimlerind...
MÜBTEDÎ
Tasavvufta ve diğer dînî ilimlerde henüz başlangıçta olan. Büyüklerden biri buyurdu ki: Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretle...
MÜCÂDELE
Karşısındakinin câhilliğini veya haksızlığını ortaya koymak ve kendisinin akıl, fazîlet ve şeref bakımından üstün olduğu...
Mücâdele Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli sekizinci sûresi. Mücâdele sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yirmi iki âyet-i kerîmedir. Birinci...
MÜCÂHEDE
1. Çalışma, mücâdele etme, uğraşma, cihâd etme. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Bizim uğrumuzda mücâh...
MÜCÂHİD
Allah yolunda din düşmanları ile çarpışan, cihâd eden. Benim yolumda mücâhid kimse, benim uhdemdedir (zimmetimdedir) . R...
MÜCÂVİR
Komşu. Memleketini ve yurdunu terk ederek, zamânını Haremeyn-i şerîfeynde yâni Mekke-i mükerremedeki Mescid-i Harâm'da v...
MÜCEDDÎD
Yenileyici, kuvvetlendirici. İslâm dînini kuvvetlendiren, bid'atleri yâni İslâm dînine sokulmak istenen reformları, hurâ...
Müceddîd-i Elf-i Sânî
Hicrî ikinci bin yılının yenileyicisi mânâsına İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin lakabı. İmâm-ı Rabbânî hazretlerine ilk defâ...
MÜCEDDİDİYYE
Evliyânın büyüklerinden müslümanların gözbebeği İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Müceddidiyye büyükleri b...
MÜCESSİME
Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri, zâhir (görünen)mânâsına göre açıklayıp, Allahü teâlânın el ve yüz...
MÜCÎB (El-Mücîb)
Kullarının duâlarını kabûl eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından. Dert ve belâlar gelince, Allahü teâlâya sığ...
MÛCİD (El-Mûcid)
Îcâd eden, yoktan vâr eden, yaratan mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. "Ben civaya bakınca, bunu yaratanın büyüklüğü...
MÜCMEL
Bir açıklayıcı tarafından, açıklanmadıkça mânâsı anlaşılmayan kapalı lafız (söz). Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: İ...
MÜCRİM
Kâfir. Günâhkâr. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: (Ey nîmetleri inkâr eden kâfirler!) Az bir zaman ...
MÜCTEBÂ
Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından. Eğer ümmet isen, ol müctebâya, Uymalısın sünnet-i Musta...
MÜCTEHİD
İctihâd makâmına yâni Kur'ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîf ve diğer dînî delillerden hüküm çıkarma derecesine yükselmiş büyü...
Müctehid Fil-Mes'ele
Mezheb reîsinin (imâmının) bildirmediği mes'eleler için mezhebin usûl ve kâidelerine göre hüküm çıkaran İslâm âlimi. Müc...
Müctehid Fil-Mezheb
Mezhebde müctehid; mezheb reisinin (imâmının) koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dört delîlden (Kitâb, yâni Kur'ân-ı kerî...
Müctehid-i Fiş-Şer'
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi mücte...
Müctehid-i Mukayyed
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz...
Müctehid-i Müntesib
Mezheb reîsinin (imâmının) koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, edille-i şer'iyyeden (dört ana delîlden) hüküm çıkaran İslâ...
Müctehid-i Müstekıl
Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden doğrudan hüküm çıkarabilen ve kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi ...
Müctehid-i Mutlak
Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden ve diğer dînî delillerden (kaynaklardan) istinbât ederken, çıka...
MÜD
Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi. Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, E...
MÜDÂHENE
Aldatmak, iki yüzlülük etmek, hîle ve yağcılık etmek. Kudreti olduğu, gücü yettiği hâlde dindeki gevşekliği sebebiyle ha...
MÜDÂRÂ
Dîni ve dünyâyı zarardan kurtarmak için, dünyâ menfaatinden vermek veya belâyı dünyâ menfaati ile savmak. Allahü teâlâ b...
MUDÂREBE ŞİRKETİ
Ortaklardan bir kısmının sermâye vermesi, bir kısmının da iş yapmayı üzerine alması üzerine anlaşma yapılarak kurulan şi...
MÜDDESSİR SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş dördüncü sûresi. Müddessir sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âye...
MÜDEBBER
Âzâd olması yâni serbest bırakılıp, hürriyetine kavuşması, efendisinin vefâtına (ölümüne) bağlı kılınan köle. Böyle olan...
MÜDELLES HADÎS
Resûlullah efendimizin hadîs-i şerîflerini toplama işinde, baştan yalnız birinci râvisi (rivâyet edeni, nakledeni) bildi...
MÜDERRİS
Medreselerde ders veren öğretim üyesi, profesör. Osmanlılarda müderris tâyininde, vücûd, zihin ve karakter özelliklerine...
MUDILL (El-Mudıll)
Dalâlete düşüren, doğru yoldan çıkarıp, eğri yola saptıran mânâsına, Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından, güzel isimlerin...
MÜDRİK
Cemâatle namaz kılarken iftitah (başlama) tekbirini imâmla birlikte alan, namaza imâmla birlikte başlayan ve namazın baş...
MÜDRİKE
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet. İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu i...
MÜECCEL
Te'cil edilen yâni sonraya bırakılmış, ertelenmiş . Ödünç alma karşılığı olan borçlar ve zekât vermek farz olduğu günden...
MÜEKKED SÜNNET
Kuvvetli sünnet. Peygamber efendimizin devamlı yaptıkları, pek az terkettikleri sünnet. Sabah namazının sünneti, öğlenin...
MÜELLEFE-İ KULÛB
Kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler. Kalblerine îmân yerleştirilmesi istenilen veya yeni îmân etmiş müslümanlar ve ...
MÜEZZİN
Ezân okuyan kimse. Her kim ezân-ı Muhammedîyi işittiği zaman müezzin ile berâber hafifçe okursa, her harfine bin sevâb v...
MUFÂVADA ŞİRKETİ
Sermâyedeki hisseleri, kâr ve kullanma hakkı, ortaklar arasında eşit olan ve ortakların müslüman olması ve herbirinin se...
MÜFESSER
Açıklanan. Usûl-i fıkıhta, nass denilen lafzdan daha açık olan lafızdır. Nass, sevkedildiği mânâya açıkça delâlet eden l...
MÜFESSİR
Kur'ân-ı kerîmi tefsîr eden; Allahü teâlânın kelâmında, murâd edilen, kasdedilen mânâyı anlayan âlim. Müfessirler, uyuma...
MÜFLİS
1.İflâs eden. Bir vasî (bir yetimin veya akılca zayıf ve hasta olan bir kimsenin malını idâre eden kimse), yetîmin (baba...
MÜFRİD HACI
İhrâma girerken ömreye niyet etmeyip yalnız hac yapmağa niyet eden kimse. (Bkz. Hac) Mekke'de oturanlar yalnız müfrid ha...
MÜFSİD
1. Başlanılan ibâdeti bozan şeyler. Dünyâ kelâmı konuşmak, kendisi işitecek kadar gülmek, sakız çiğnemek, farzın birini ...
MÜFTÂBİH
Müctehid âlimlerin ictihadlarının (kavillerinden, sözlerinden) kendisiyle fetvâ verilen. Her müslümanın ibâdet yaparken ...
MÜFTERÂ HADÎS
Peygamberlik iddiâsında bulunan Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbi ile inanmayıp, sözleriy...
MÜFTÎ (Müftü)
Fetvâ veren. 1. Vilâyet ve kazâlarda din işlerine bakan, İslâm âlimlerinin dînî bir konuda vermiş oldukları hükümleri yâ...
Müftî-yi Mâcin
Din bilgilerini fıkıh kitablarından öğrenmeyip, kendi düşüncelerini din bilgisi olarak söyleyen, müslümanları mezhebsiz ...
Müftî-yüs-Sekaleyn
İnsanlara ve cinnîlere fetvâ veren büyük âlim. Ahmed ibni Kemâl, Osmanlıların dokuzuncu şeyhülislâmı idi. Cinnîlere de f...
MUGÂLATA
Hatâlı ve yanlış söz, karşısındakini yanıltmak için söz söylemek veya bu sûretle söylenen söz. Safsata ve mugâlataya day...
MUĞNÎ (El-Muğnî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hikmeti îcâbı, her şeyin ihtiyâcını giderici, tamamlayıcı ve lü...
MUHABBET
Sevgi. Aşırı düşkünlük. Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirini sevenlere, benim için biraraya gelip oturanlara, b...
Muhabbet-i Resûlillâh
Peygamber efendimizin sevgisi. Hazret-i Ali, muhabbet-i Resûlillah makâmının en son derecesine ulaşmış; cânını ve malını...
Muhabbet-i Zâtiyye
Allahü teâlânın zâtına olan sevgi. Muhabbet-i zâtiyye denilen sevgi hâsıl olunca, sevgilinin nîmetleri ve elemleri (iyil...
MUHABBETULLAH
Allahü teâlânın sevgisi. Kim muhabbetullahı, kendi muhabbetine tercih eder, üstün tutarsa, Allahü teâlâ, halktan gelen m...
MUHÂCİR
1. İslâmiyet'in başlangıcında, sırf müslüman oldukları için Mekkeli müşriklerin zulüm ve işkencelerine mâruz kalıp, dinl...
MUHADDİS
Hadîs âlimi. Çok sayıda hadîs toplayıp, senet ve metinleriyle ezberleyen, râvilerin cerh ve ta'dîl (güvenilir olup olmad...
MUHÂL
İmkansız, mümkün olmayan. Muhammed aleyhisselâma tam ve kusûrsuz tâbi olabilmek için, O'nu tam ve kusûrsuz sevmek lâzımd...
MUHÂLAA
Kadının mal karşılığı kocasına kendini boşattırması. (Bkz. Hul')...
MUHÂLEFET
Karşı gelme itâat etmeme, uymamak. İrâde; nefsin arzularına muhâlefet edip, onu Allahü teâlânın emirlerine yöneltmek ve ...
MUHÂLEFETÜN-LİL-HAVÂDİS
Allahü teâlânın, zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) yarattıklarına, hiçbir bakımdan benzememesi. Âkil ve b...
MUHAMMED ALEYHİSSELÂM
Allahü teâlânın insanlara gönderdiği son peygamber. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhammed (sallallah...
Muhammed Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk yedinci sûresi. Muhammed sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Otuz sekiz âyet-i kerîmed...
Muhammed-ül-Emîn
"Doğru sözlü ve güvenilir" mânâsına Peygamber efendimizin lakabı. Muhammed aleyhisselâmın peygamber olduğu kendisine bil...
MUHANNES
İşlerini, sözlerini, hareketlerini ve şeklini kadınlara benzeten erkek. Muhanneslik yapanlar mel'ûndur. Bunlar için, had...
MUHARREF
Tahrif edilmiş, değiştirilmiş, bozulmuş. Allahü teâlâ peygamberleri aracılığıyla insanlara yüz adedi suhuf (forma), dörd...
MUHARREM AYI
Hicrî kamerî yılın ilk ayı. Ramazan'dan sonra oruçların en fazîletlisi, Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonr...
MUHARREM GECESİ
Muharrem ayının birinci gecesi, müslümanların hicrî-kamerî yılbaşı gecesi. Muharrem ayı, hicrî kamerî senenin birinci ay...
MUHARREMÂT
1.Yapılması dînen yasaklanmış, haram olan işler, haramlar. Muharremâttan bâzıları şunlardır:İnanmamak (küfür), kalp kırm...
MUHÂSEBE
Hesâblaşma, insanın nefsini hesâba çekmesi. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem; "Hesâba çekilmeden evvel ...
MUHASSER VÂDİSİ
Hicaz'da, Minâ ile Müzdelife'yi birbirinden ayıran ve hacıların Minâ'ya giderken durmamaları gereken yer. Hacılar, Muhas...
MÜHÂYEE
Müşterek (ortak) bir mal, bâki (sâbit) kalmak üzere bu malın menfeatini taksim etmek. Mislî eşyâda yâni çarşıda aynı evs...
MUHAYYERLİK
Satan ve satın alanın alış-verişten vaz geçebilme hakkı. Müşteri iki veya üç maldan birini seçmek için üç günden fazla m...
MUHAYYİRE (Dâlle)
Âdet zamânını unutan kadın. (Bkz. Dâlle)...
MUHÂZÂT
Kadının aynı imâma uymuş olan erkeğin önünde veya hizâsında bulunması. Muhâzât hâlinde erkeğin namazı bozulur. (Tahtâvî)...
MUHBİR-İ SÂDIK
Hep doğru söyleyici, doğru haber verici mânâsına Muhammed aleyhisselâm. Muhbir-i sâdık aleyhi minessalevâti etemmühâ buy...
MUHDİS
Namaz abdesti olmayan kimse. Muhdisin Kur'ân-ı kerîmi tutması haramdır. Ezberden okuması câizdir, olur. Yatağa abdestli ...
MÜHEYMİN (El-Müheymin)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden); her mahlûkun (yaratılmışın) ömrünü, amelini, rızkını, ecelini,...
MUHÎT (El-Muhît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). İhâta eden, çeviren, ilmi her şeyi kuşatan. Kur'ân-ı kerîmde me...
MUHKEM
Sağlam kılınmış, tahkîm edilmiş. İçinde hüküm bulunan, mânâsı açık olan âyet. Çoğulu muhkemâttır. (Bkz. Muhkemât)...
MUHKEMÂT
Kur'ân-ı kerîmdeki mânâsı açık, meydanda olan, anlaşılabilen âyet-i kerîmeler. Muhkemin çoğulu. (Bkz. Âyet) Allahü teâlâ...
MUHLAS
Devamlı ihlâs sâhibi olan. Her şeyi Allahü teâlânın rızâsıyla yapan. (Bkz. İhlâs) Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: İb...
MUHLİS
İhlâs sâhibi. Niyetini ve ihlâsını düzeltmeye uğraşan kimse. (Bkz. İhlâs) Bütün mü'minler, ibâdet yaparken, Allahü teâlâ...
MÜHR-İ NÜBÜVVET
Peygamberlik mührü; Peygamber efendimizin mübârek sırtı ortasında, sol küreğine yakın kalbi hizâsında bulunan nübüvvet m...
MUHSAN
Evli veya dul olan iffetli müslüman erkek. Evli olan iffetli kadına muhsana denir. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: B...
MUHSİN
İyilik ve ihsân eden. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (O takvâ sâhipleri ki); bollukta ve darlıkta harca...
MUHTÂC
İhtiyâc sâhibi. Akşam evinde yiyecek bulamayacak derecede fakîr kimse. Her kim ihtiyâcından fazla bir suyu, muhtac olanl...
MUHTÂR
Serbest. Söz ve fiillerinde serbest olup, istediği gibi davranan ve dilediğini yapan. Kullar istekli hareketlerini yapıp...
Muhtâr Kavl
Bir mes'elede, bir mezhebin âlimlerinin çoğu tarafından mezhebin içinde mevcûd ictihâdlardan (büyük âlimlerin kitâb ve s...
MUHTÂRİYYE
Şia fırkasının kollarından biri. Bu fırkaya Keysâniyye ve Bedâiyye de denir. Kurucusu Muhtâr bin Ebî Ubeyd es-Sakafî'dir...
MUHTEKİR
İnsan ve hayvan yiyecek maddelerini piyasadan toplayıp pahalanınca satan kimse. Karaborsacılık yapan. (Bkz. İhtikâr) Muh...
MUHTESİB
Eskiden İslâm devletlerinde iyiliği emredip, kötülüğü yasaklayan, engel olan ve cemiyette güzel ahlâk ve fazîletlerin ko...
MUHYÎ (El-Muhyî)
Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratıcı, hayat verici, diriltici. El-Muhyî ismi şerîfini söyleyen kimsenin korktuğ...
MUKÂBELE
Ramazân-ı şerîf ayında câmide her gün Kur'ân-ı kerîmden bir cüz (yirmi sayfa) olacak şekilde cemâatin huzûrunda Kur'ân-ı...
MÜKÂBERE
Hakkı, doğruyu işitince, kabûl etmemek, inâd etmek, kendini büyük görmek. (Bkz. Kibir)...
MUKADDERÂT
Allahü teâlânın olacak şeyleri ezelde (sonsuz öncelerde) bilip takdîr ettiği şeyler, kader, alın yazısı (Bkz. Kazâ ve Ka...
MUKADDES
Mübârek, kutsal. Ayb, çirkin ve kötü şeylerden uzak; temiz. Ey ihlâsla Allahü teâlânın yolunda bulunmak arzûsunda olan s...
Mukaddes Âlem
Görülemeyen ve hissedilemeyen mânâ âlemi. Müslümanın birinci vazifesi îtikâdı düzeltmektir. Ehl-i sünnet vel-cemâat âlim...
Mukaddes Kitablar
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla peygamberlerine gönderdiği kitâblar (Bkz. Semâvî Kitablar). Allahü teâl...
MUKADDESÂT
Ta'zîm ve hürmet edilmesi lâzım olan şeyler, kıymetler. Îmânıma ve mukaddesâtıma saldıranları görünce söğüt yaprağı gibi...
MUKADDİM (El-Mukaddim)
Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden: Mahlûklardan (yaratılmışlardan) bâzısını bâzısından önce var ve yok eden; dilediğin...
MÜKÂFÂT
İyi karşılık. Oruç yalnız benim içindir, onun mükâfâtını ben veririm. (Hadîs-i kudsî-Şir'at-ül-İslâm) Günâhlar unutulmaz...
MUKALLİD
1.Amelde, yapılacak işlerle ilgili konularda müctehid denilen derin âlime tâbi olan, uyan kimse. Mukallid olanların, müc...
MUKARREB
Yakınlaştırılmış. 1. Cennette dereceleri en yüksek olan. Îmânları ileride olanlar, Allahü teâlâya yaklaşmakta ileride ol...
Mukarreb Melek
Allahü teâlânın huzûrunda bulunan melekler. Allahü teâlâ ile öyle vakitlerim oluyor ki, o zamanlarda, aramıza hiçbir muk...
MÜKÂŞEFE
Kalb gözü ile görmek. Tasavvuf yolunda olanların kalbine gelen müjdeler üç kısımdır. Bunlar; rüyâ, vâkıa (uyku ile uyanı...
MÜKÂTEB
Efendisi ile anlaşıp belli bir ücret ödeyince hür olacak köle. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ... Hayı...
MUKÂVELE
Sözleşme, yazılı sözleşme. Kirâcı, kirâ ile tuttuğu yerin ücretini ödemezse, mal sâhibi mukâveleyi fesh edebilir (bozabi...
MUKÂYADA SATIŞI
Altın ve gümüşten başka, ayn (belli) olan bir malı yine ayn olan mal karşılığında satmak. İki kile buğdayı, yüz yumurta ...
MUKAYYED
Kayıtlanmış, bağlanmış; mutlak olmayan, bir sıfat, hâl, gâye veya şarta bağlı olan lafız (söz). Nisâ sûresinin doksan ik...
Mukayyed Müctehid
Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dînî delillerden (kaynaklardan) yeni hüküm çıkaran İslâm âlimi. Mücteh...
Mukayyed Su
Cinsi ve sıfatı birlikte söylenen ve herhangi bir şeyle kayıtlanmış sular. (Bkz. Mâ-i Mukayyed) Mukayyed sular iki türlü...
MÜKELLEF
Bir şeyi yapmaya ve yerine getirmeye mecbûr olan; Allahü teâlânın emir ve yasaklarından mes'ûl (sorumlu) olan; îmânı ola...
MÜKEMMİL
Olgunlaştıran, yetiştiren. Kâmil (yetişmiş) ve mükemmil bir rehbere tâbi kimse, Allahü teâlânın rızâsına kavuşur. (Abdul...
MÜKERREM
Muhterem, azîz, saygı değer. Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların heps...
MUKÎM
Doğduğu veya evlendiği veya hep kalmak niyyeti ile yerleştiği yerde oturan veya 104 km ve daha uzak bir yerde giriş çıkı...
MUKÎT (El-Mukît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Beden için görünen kuvvet, rûh için mânevî kuvvet yaratan, her...
MÜKRİH
Bir kimseyi istemediği bir şeyi yapması için zorlayan, tehdîd eden. (Bkz. İkrâh) Zorla başkasının malı telef edilince, m...
MUKSİT (El-Muksit)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Adâlet sâhibi, zâlimden mazlûmun hakkını alan. El-Muksit ismi ...
MUKTEDÎ
İktidâ eden, uyan; namazda, iftitâh (başlama) tekbîrine yetişemeyen. İmâma uyanlar dört çeşittir. Bunlar; müdrik (iftitâ...
MUKTEDİR (El-Muktedir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Kudret sâhibi, her şeye gücü yeten. Allahü teâlâ, âyet-i kerîm...
MÜLÂANE
Zevcesini (eşini) zinâ ile suçlayan erkeğin dört şâhit getirememesi hâlinde, zevcenin isteği üzerine eşlerin hâkim huzûr...
MÜLCÎ İKRÂH
Ölümle veya bir uzvunu yok etmek, şiddetli vurma ve hapsetme gibi tehdidlerle bir kimseyi istemediği şeyi yapmaya zorlam...
MÜLEFFIK
Telfik yapan. Belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, dört mezhebin hükümlerinden kolayına geleni yapıp karıştıran. (Bkz...
MÜLHİD
Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflere yanlış mânâ vererek dinden çıkan, yâni îmânı bozuk olan, Eshâb-ı kirâma (Peygamber ef...
MÜLK
1. Sâhib olunan; insanın başkasının rızâsını ve iznini almadan kullanmağa hakkı olan şey. Mülk maldır veya malın kendi d...
Mülk Şirketi
İki veya daha çok kimsenin, mîrâs veya hediye sûreti ile veya parasını belirli oranda verip satın alarak, bir mala berâb...
Mülk Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış yedinci sûresi. Mülk sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. İlk ây...
Mülk-i Habîs
Helâl yolla kazanılan mal ile, haram yolla kazanılan malın karışmasından meydana gelen ve birbirinden kolayca ayrılamaya...
Mülk-i Yemîn
Bir kimsenin emrindeki köleler ve câriyeler. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ibâdet edin, O'n...
MÜLKİYET
İnsanın bir şeyi başkasının rızâsını, iznini almadan kullanabilme yetkisi gücü. İslâm hukûkunda devlete, cemiyetlere ve ...
MULTEKİT
Bir çocuğu atılmış olduğu yerden alıp kaldıran. (Bkz. Lakît)...
MÜLTEZEM
Kâbe-i muazzamanın kapısı ile Hacer-ül-esved denilen mübârek siyah taş arasında kalan Kâbe duvarı. Hac esnâsında Minâ'da...
MÜMEYYİZ
Akıllı; faydalı ve zararlıyı birbirinden ayırabilen. Mümeyyiz olmayan çocukların bütün sözleşmeleri bâtıldır (geçersizdi...
MÜMÎT (El-Mümît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Ölümü yaratan, ruh bulunan cisimden rûhu alan, öldüren. Allahü ...
MÜMKİN-ÜL-VÜCÛD
Var da olabilen, yok da olabilen. Allahü teâlâdan başka her şey, bütün âlem. Mevcûd yâni var olan şey ikidir. Biri mümki...
MÜMTEHİNE SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin altmışıncı sûresi. Mümtehine sûresi Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). On üç âyet-i kerîmedir.Mü'm...
MÜMTENİ'-UL-VÜCÛD
Var olması mümkün olmayan, hep yok olması lâzım olan. Allahü teâlâya ortak (eş, benzer) bulunması Mümteni'-ül-vücûddur. ...
MÜN'AKİD
İki taraf arasında karara bağlanıp, kabul olunan, meydana gelen. (Bkz. Akd) Alış-verişin ve nikâhın mün'akid olması için...
Mün'akide Yemîni
İleride yapacağım veya yapmıyacağım diyerek yalan yere yemîn. (Bkz. Yemîn) Mün'akide yemîni üç türlü olur: Birincisinde ...
MÜN'İM (El-Mün'im)
Nîmet veren. Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Asıl mün'im Allahü teâlâdır. Bu sebeble Resûlullah sallallahü aleyhi v...
MÜNÂCÂT
Allahü teâlâya duâ etmek, yalvarmak. Kul, şehvetlerini (nefsinin isteklerini) benim tâatim üzerine tercîh ettiği vakit, ...
MÜNÂFIK
İnanmadığı hâlde, müslümanları aldatmak için, inanmış görünen kimse. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: ...
MÜNÂFİKÛN SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin altmış üçüncü sûresi. Münâfikûn sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On bir âyet-i kerîmedir. Sûrede mün...
MÜNÂKAŞA
Çekişme, tartışma. Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın, Cennet'e gireceğ...
MÜNÂKEHÂT
Fıkıh ilminin dört büyük kısmından biri. Evlenme, boşanma, nafaka gibi hususlar. Fıkıh ilmi; ibâdât (ibâdetler), münâkeh...
MÜNÂZARA
Doğruyu ortaya çıkarmak maksâdı ile karşılıklı olarak yapılan ilmî konuşma. Bir mes'eleyi belli kâideler dâhilinde karşı...
MÜNÂZEA
Çekişme, anlaşmazlık. Mü'min beş güçlük arasındadır. Karşısındaki mü'min olur, kendisine hased eder (çekemez) ; münâfık ...
MÜNCİYYÂT
Felâketlerden kurtarıcı bilgiler; ibâdetler, iyi ameller. Fıkıh âlimleri yâni İslâmî hükümleri bilen âlimler, ibâdetleri...
MÜNECCİM
1.Yıldızların hareketlerini gözetleyerek geleceğe dâir haber verdiğini iddiâ eden, yıldız falına bakan kimse. Astrolog. ...
MÜNEVVER
Kalbi aydınlanmış, mânevî kirlerden ve paslardan temizlenmiş. Allahü teâlâ bir kimseye nûr vermezse, o kimse münevver ol...
MÜNEZZEH
Kusur, eksiklik ve muhtâçlıktan uzak. Allahü teâlânın noksan sıfatlardan uzak olduğunu bildirmek için kullanılan bir tâb...
MÜNKATI'
Kendilerine zekât verilen sınıflardan biri; cihâd ve hac yolunda muhtâc kalanlar. Zekât, sekiz sınıf kimseden yedisine v...
MÜNKER
Yapılması uygun olmayan, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle ve müctehidlerin (dinde söz sâhibi âlimlerin) söz birliği i...
Münker ve Nekir
Kabirde suâl soran melekler. Münker ve nekir melekleri, suâl ve cevâbdan sonra meyyite (ölüye) "Cehennem'deki yerine bak...
MÜNKİR
İnanmayan, kabûl etmeyen, inkâr eden kimse. (Bkz. İnkâr)...
MÜNTEHÎ
Sona eren, nihâyete kavuşan. Tasavvuf yolunda çıkılabilecek derecelerin sonuna varan velî. Müntehîlerin vazîfesi, halk a...
MÜNTEKİM
İntikam alıcı. Zâlim ve mütekebbir (kibirli) cânîleri başkalarına ders olacak şekilde cezâlandıran, âsîleri ve taşkınlık...
MÜNZEVÎ
İslâmiyet'in emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, kötülüklerden korunmak ve kalb huzûru ile ibâdet yapabilmek için...
MURÂBAHA
Satın alınan bir malı, alış fiyatını söyleyerek ve üzerine kâr koyarak başkasına rızâsı ile satmak. Murâbaha satışında e...
MURÂD
1. İstenilen; arzû edilen şey. Sizden biriniz sefere çıkmak murâd ettiğinde kardeşlerine (vedâ edip) selâm versin. Zîrâ ...
Murâd-ı İlâhî
Allahü teâlânın murâdı; irâde buyurduğu, emrettiği. Bütün insanlara önce lâzım olan şey, Ehl-i sünnet (Resûlullah ve Esh...
MÜRÂHIK
Âkıl ve bâlig yâni ergenlik çağına ulaşmadığı hâlde ulaşmış gibi gösteren erkek çocuk. Mekke'den üç gün üç gecelik uzak ...
MÜRÂHIKA
Dokuz yaşına girdiği hâlde henüz bâliğa olmamış yâni ergenlik çağına gelmemiş kız çocuğu. Mürâhıka, erkeklerle aynı saft...
MÜRÂÎ
İki yüzlü, olduğunun aksine kendisini iyi gösteren, gösteriş yapan, riyâkâr. (Bkz. Riyâ) Mürâînin üç alâmeti, işâreti va...
MURÂKABE
1. Kontrol etmek, inceleyip vaziyeti anlamak. Ölmek üzere olanı üç şeyde murâkabe edin: Alnı terlediği, gözleri yaşardığ...
MÜRCİE
"Günâh işlemek insana zarar vermez. Âsî (isyân eden), fâsık (açıktan günâh işleyen) azâb görmeyecektir" diyerek, Ehl-i s...
MURDÂR
Kendiliğinden ölmüş veya kasten besmelesiz kesilmiş olan hayvan, leş ve domuz eti gibi kendileri kat'î yâni kesin ve açı...
MÜREKKEB
Birleşik olan, parçalanabilen. Basitin zıddı. Ruh basîttir. Mürekkeb değildir. Böyle olsaydı, basît olan bir şey bunda y...
MÜREVVİC-ÜŞ-ŞERÎA
İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubey...
MÜRÎD
Tasavvufta Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için evliyâ bir zâtın terbiyesi altına giren talebe. Mürîd, mürşidinin (hoc...
MÛRİS
Mîrâs bırakan. Verâsetin olabilmesi için mûrisin vefâtı, mûrisin vefâtı zamânında vârisin hayatta olması, verâset sebebi...
MÜRSEL
Şerîatle (yeni bir din ile) gönderilen peygamber. (Bkz. Mürselîn)...
Mürsel Hadîs
Sahâbe-i kirâmın (Resûlullah efendimizin sohbetinde yetişen mübârek insanların) ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den (Sahâbe-i k...
MÜRSELÂT SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş yedinci sûresi. Mürselât sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli âyet-i kerîmedir. Gönderilenler...
MÜRSELÎN
Gönderilenler, şerîatle (yeni bir dinle) gönderilen peygamberler. Resûller. (Bkz. Resûl) Ali radıyallahü anhtan rivâyet ...
MÜRŞİD
İrşâd eden, doğru yolu gösteren rehber zât. İyi bir müslüman olmaları için, insanları terbiye eden, âlim ve velî. Tasavv...
Mürşîd-i Kâmil
Tasavvufta kemâle gelmiş, olgunlaşmış, evliyâlık mertebelerinin sonuna ulaşmış, kâbiliyeti olanları bu yolda yetiştiren ...
MÜRTECÎ
İslâmiyet'in pâk ve temiz yolunu bırakarak, câhiliyet devri yoluna ve yaşayışına dönen; gerici, irticâ eden. (Bkz. İrtic...
MÜRTED
Müslüman iken dinden çıkan, kâfir olan kimse. (Bkz. İrtidâd) Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibâdet etseniz, mü...
MÜRTEZÂ
Beğenilmiş, râzı olunmuş mânâsına hazret-i Ali'nin lakabı. Âdem'in (aleyhisselâm) hilm sıfatını ve Yûsuf'un (aleyhisselâ...
MÜRÛR-I ZEMÂN
Zaman aşımı, zaman geçmesi. Ödünç vermekten veya satıştan ve kirâdan, vedîa, âriyet gibi emânetler, vergi, mülk, akar ve...
MÜRÜVVET
İnsanlık, yiğitlik. Muhtâc olanlara, lâzım olan şeyleri vermek, başkalarına faydalı olmak, iyilik yapmak arzusu, insanlı...
MÛSÂ ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Ülü'l-azm adı verilen altı büyük peygamberden biridir. Yâkûb aleyhisselâmın...
MÜSÂFEHA
İki müslümanın, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirine değdirerek el sıkışmas...
MÜSÂFİR (Misâfir)
Yolcu. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeyi niyet ederek, bulunduğu yer...
MÜŞÂHEDÂT
Kalb gözüyle görmeler veya bu yolla görülen şeyler. Müşâhede kelimesinin çoğuludur. Ahvâl ve mevâcid (hâller ve kendinde...
MÜŞÂHEDE
Görme, anlama. Kalb gözü ile görme. Kalbde tevhîdin yâni tek olan Allah'a inanmanın bulunduğunun alâmeti; O'nunla berâbe...
MÜSÂHİB
Arkadaş. Resûlullah'ın eshâbının (arkadaşlarının) hepsi, sözbirliği ile âdildirler, hak üzeredirler. Allahü teâlâ onları...
MÜŞÂHİN
Müslümanların cemâatini terk eden, bid'at sâhibi, mezhebsiz kimse. Allahü teâlâ, Şa'bân'ın (Şa'bân ayının) on beşinci ge...
MÜSÂKÂT ŞİRKETİ
Bağda üzüm, bahçelerde meyve ve bostanlarda sebze yetiştirmek için, toprak sâhibi ile çalışacak kimse arasında yapılan ş...
MÜSÂLEMET
Uyuşmak; fikirler ayrıldığı, sözler çoğaldığı zaman münâkaşa etmemek; sertliği, bölücülüğü, ayrıcılığı istemeyip, barışm...
MUSALLÂ
Namaz kılınan yer. Namazgâh. Eğer imâm, insanlar ile berâber bayram namazını musallâda kılsa, her ne kadar safların aras...
Musallâ Taşı
Namazının kılınması için, cenâzelerin üzerine konduğu taş. Cenâze musallâ taşına konduğunda, imâm efendi; sultan da olsa...
MUSALLÎ
Namaz kılan, beş vakit namazına devâm eden. Musallînin yukarısında veya karşısında veya sağ ve sol ve arka tarafları hiz...
MÜSÂMAHA
1. Hoş görü, başkasının kabahatini görmeme. Resûlullah efendimiz; "Allahü teâlâ Cennet'te, içerisinde keskin misk kokula...
MÜŞÂRATA
Şartlaşma, sözleşme. Nefs muhâsebesinin (nefsi hesâba çekmenin) ilk basamağı olup, Allahü teâlânın beğendiği işleri yapm...
MÜSÂREAT
İbâdetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Rabbinizden mağfiret istemeye ve...
MÜSÂVÂT
Eşitlik, denklik; aynı halde ve derecede olma. İslâm dînindeki hürriyet ve müsâvât, gayr-i müslimlerin çoğunu dâimâ kend...
MÜŞÂVERE
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne ba...
MÜSÂVÎ
Eşit, denk. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Mekke şehri alınmadan önce din düşmanları ile harb edenle...
MUSAVVİR (El-Musavvir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). En güzel sûrette şekil veren. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu...
MÜSEBBİB-İ HAKÎKÎ
Bütün sebepleri yaratan Allahü teâlâ. Her varlığın hâlıkı (yaratıcısı), hâkimi (hükm edicisi), müsebbîb-i hakîkîsi Allah...
MÜŞEBBİHE
Allahü teâlâyı cisim ve varlıklara benzeten, Kur'ân-ı kerîmdeki müteşâbih (mânâsı kapalı) âyetleri görünen lugat mânâsın...
MÜŞEKKİK
Bir cins içindeki ferdlerin hepsinde eşit miktârda bulunmayan sıfat, özellik. İlim, âlimlerin bâzısında az, bâzısında ço...
MÜSELLES
Tâze iken yâni gaz kabarcıkları çıkmadan, köpürmeden önce ısıtılıp, üçte ikisi uçup üçte biri kalan üzüm suyu. Kısrak, i...
MÜSENNEM
Balık sırtı gibi yuvarlak. Kabrin üzerini müsennem yapmak sünnettir. Peygamber efendimiz kabirleri bu şekilde yaptırırla...
MÛSEVÎ
Mûsâ aleyhisselâmın bildirdiği hak dîne inanan ve bu dîne tâbi olan kimse. (Bkz.Mûsevîlik) Allahü teâlâ, Mûsevîlik dînin...
MÛSEVÎLİK
Allahü teâlânın Mûsâ aleyhisselâm vâsıtasıyla İsrâiloğullarına gönderdiği din. Mukaddes (ilâhî) kitabı Tevrâttır. Îsâ al...
MÜSEVVİF
Hayırlı işleri sonraya bırakan, sonra yaparım diyen, iyi işleri geciktiren, bugünün işini yarına bırakan kimse. Uygunsuz...
MÜŞFİK
Şefkatli, merhametli, acıyan. Merhametli ve müşfik bir rehber olmadıkça, çocuk, ilim ve ahlâk edinemez, yükselemez. İyi ...
MUSHAF
Kur'ân-ı kerîmin tamâmının yazılı olduğu kitap. Mıshaf da denir. Ümmetimin yaptığı ibâdetlerin en kıymetlisi Kur'ân-ı ke...
MUSÎBET
Âfet, belâ, sıkıntı. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Ey insan! Sana gelen her iyilik, Allahü teâlânın...
MUSKA
Şifâ âyet ve duâlarının yazılı olduğu, dürülüp bağlanmış rukye. (Bkz. Rukye ve Mıska)...
MÜSKİR
Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, aklı gideren ve keyf veren madde. Her müskir haramdır. Her kim dünyâda içki içer ve ...
MÜSLİM
1. Mûteber ve güvenilir olduğu bütün İslâm âlimleri tarafından kabul edilen, Kütüb-i sitte denilen altı hadîs kitâbının ...
MÜSLİMAN (Müslüman)
Allahü teâlânın, peygamberleri vâsıtasıyla gönderdiklerine ve Muhammed aleyhisselâma îmân edip, Allahü teâlânın emirleri...
MÜSNED HADÎS
Peygamber efendimize isnâd eden sahâbînin ismi bildirilen hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs)...
MÜŞRİK
Allahü teâlâya şirk (ortak) koşan. Allahü teâlâyı mâbûd bildiği hâlde put veya benzeri şeyleri de ilâh, tanrı edinen. (B...
MÜSTA'MEL SU
Abdestte veya gusülde veya kurbet için (yemekten önce ve sonra, sünnet olduğu için el yıkamak gibi) kullanılan su. (Bkz....
MUSTAFA
Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri. Mü'min olanların çoktur cefâsı, Âhirette vardır zev...
MÜSTAĞFÎR
İstiğfâr eden, Allahü teâlâdan günâhlarının bağışlanmasını isteyen. (Bkz. İstiğfâr) Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:...
MÜSTAĞNÎ
1. Başkasına muhtâç olmayan. Allahü teâlâ bütün varlıklardan müstağnîdir. Bütün canlılar îmân etse, itâat etse, O'na hiç...
MÜSTE'CİR
Ücret ödeyen. 1. Kirâcı. Âcir yâni mal sâhibi, müste'cirden günlük kirâyı her akşam isteyebilir. Kirâya verilen mal, müs...
MÜSTE'MİN
Eman dileyen, sığınan. Kendi memleketinden başka bir devletin topraklarına izinle giren kimse....
Müste'min Kâfir
Müslüman bir memlekete onların izni ile giren müslüman olmayan kimse. Dâr-ül-İslâm'a (İslâm ülkesine) müste'min olarak g...
Müste'min Müslüman
Dâr-ül-harbe (müslüman olmayanların ülkesine) onların izni ile giren müslüman. Dâr-ül-harbde bulunan bir müste'min müslü...
MÜŞTEBEH
Şübheli olan şey. Helâl meydandadır. Haram meydandadır. Müştebeh olanlar ikisi arasındadır.Kıyâmete kadar böyledir. (Had...
MÜSTECÂB
Makbûl, kabûl olunan, geri çevrilmeyen. Kişinin din kardeşi için gıyâbında (arkasından) yapılan duâ müstecâbdır. Başucun...
MÜSTEHAB
Sevilen, beğenilen. Peygamber efendimizin bâzan âdet olarak yaptıkları; yapılınca sevâb verilen yapılmayınca günâh olmay...
MÜSTEHLİK EVLİYÂ
Nihâyete erdikten, maksada kavuştuktan sonra sebepler âlemine indirilmeyen, geri döndürülmeyen evliyâ. Kalbi hep Allahü ...
MÜSTEKAR
1. Karar kılınacak, yerleşilecek yer. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O (cehennem) ne kötü bir müstekar ve kalınaca...
MÜSTEKÎM
Doğruluk üzere olan, doğru yolda yürüyen. Doğrulukla sıfatlanmış kimse. (Bkz. Sırât-ı Müstekîm ve İstikâmet) Müstekîm ol...
MÜŞTERÎ
Satın alan. Bir malı satan ile müşteri arasında anlaşılan değere malın bedeli, fiyatı denir. (Ali Haydar Efendi) Satış s...
MÜSTEŞRİK
Doğu memleketlerini, din, dil ve târihleri başta olmak üzere her yönden araştırıp tesbite çalışan batılı ilim adamı. Gar...
MÜT'A NİKÂHI
Şâhidsiz olarak bir kadına belli miktarda para verip, belli bir zaman için berâber yaşamağı sözleşmek. Ey müslümanlar! K...
MÜTÂBE'AT
Tâbi olmak, uymak. İki cihân seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammed aleyhisselâma...
MUTAFFİFÎN SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin seksen üçüncü sûresi. Mutaffifîn sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi.) Otuz altı âyet-i kerîmedir. Ölçü v...
MUTAHHAR
Temiz, temizlenmiş mânâsına Muhammed aleyhisselâmın ismi. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm altıncı kat semâda...
MUTAHHİR
Temizleyici, temizleyen. Abdestte ve gusülde kullanılmış (Mâ-i müsta'mel denilen) su; Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhebler...
MÜTASARRIFA
İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştır...
MÜTE'ÂL (El-Müte'âl)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Düşünülebilen, akla gelen, hayâl edilebilen her şeyden başka b...
MÜTEAHHİRÎN
Sonra gelenler. Kelâm ilminde İmâm-ı Gazâlî ile, diğer İslâmî ilimlerde Şems-ül-Eimme Hulvânî ile başlayıp onlardan sonr...
MÜTEASSIB
Taassub eden; yanlış bir şeyi müdâfaada körü körüne inât ve ısrâr eden, haksız yere düşmanlık eden. Müteassıb papazlar o...
MÜTEAYYİN
Teayyün eden. Belli, âşikâr ve meydanda olan. (Bkz. Teayyün)...
MÜTEHASSIS
İhtisas sâhibi, uzman. Bir işin hakîkatini, iç yüzünü çok iyi bilen, bir ilim dalında veya meslekte mâhir olan. Evliyâ, ...
MÜTEKADDİMÎN
Önce gelenler; kelâm ilminde, İmâm-ı Gazâlî'ye, fıkıh ilminde Şems-ül-Eimme Hulvânî'ye kadar gelen İslâm âlimleri. Mütek...
MÜTEKÂMİL
Kemâle erişmiş, olgun, üstün. İslâm dîni dünyânın en mütekâmil, en mantıkî ve en son dîni olduğundan, onun hakkında bir ...
MÜTEKAVVİM MAL
Kıymetli, kullanılması mubâh ve mümkün olan mal. Bir satışın sahîh (dîne uygun) olması için malın mütekavvim olması lâzı...
MÜTEKEBBİR (El-Mütekebbir)
1.Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratılanların sıfatlarından uzak, vehim ve aklın anlamasından yüksek, azamet ve ...
MÜTEKELLİM (El-Mütekellim)
1. Söyleyici mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. Allahü teâlâ hayy (diri), âlim (bilici), kâdir (kudret sâhibi) ve mü...
MÜTEKELLİMÎN
Kelâm âlimleri. İslâm dîninin îmân bilgilerini, naklî (dînî) ve aklî delillerle îzâh eden, açıklayıp isbatlayan büyük âl...
MÜTEMETTİ' HAC
Hac aylarında ömre yapmak için ihrâma girip, ömre için tavâf ve sa'y yapıp, traş olup ihrâmdan çıkıp sonra memleketine g...
MÜTEŞÂBİH ÂYET
Mânâsı açık olmayan âyet-i kerîme. Çoğulu, müteşâbihâttır. (Bkz. Müteşâbihât)...
MÜTEŞÂBİHÂT
Mânâsı kapalı âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler (Bkz. Âyet) . Müteşâbihâta îmân etmeli, mânâsını Allahü teâlâya bırak...
MÜTESAVVIF
Gafletten uzak yâni her an Hakk'ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlün...
MÜTEVÂTÎ
Bir cins içinde bulunan ferdlerin hepsinde müsâvî, eşit miktarda bulunan sıfat, husûsiyet, özellik. İnsanlık yâni insan ...
MÜTEVÂTİR HADÎS
Birçok sahâbînin Resûl-i ekremden ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitaba yazılıncaya kadar, böyle hep,...
MÜTEVEFFÂ
Vefât etmiş. Ölmüş kimse. (Bkz. Ölüm) Müteveffânın bıraktığı maldan, önce borçları ödenmelidir. Borçları ödenmedikçe, rû...
MÜTEVELLÎ
Bir vakfın işlerini şer'î (dînî) hükümler ve vakf şartları dâiresinde idâre etmek üzere, vakfeden veya hâkim tarafından ...
MUTLAK
Kayıtsız, şartsız. Teklik, çokluk veya herhangi bir vasıf ile kayıtlı olmayan, delâlet ettiği (gösterdiği) fertlerden (ş...
Mutlak Adâlet
Bir şeyi yerli yerine koymak. Kendi mülkünde olanı kullanmak. (Bkz. Adâlet) Âlemleri yaratan Allahü teâlâ hâkimler hâkim...
Mutlak Fenâ
Allahü teâlâdan başka her şeyin kalbden çıkıp, isimlerinin bile unutulması. (Bkz. Fenâ) Mutlak fenâ hâsıl olmadıkça, Hak...
Mutlak Müctehîd
Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan hükümleri ve mes'eleleri, açık olarak bildirilenlere be...
Mutlak Nezr
Şarta bağlı olmayan adak. (Bkz. Nezr) Allahü teâlâ için bir sene oruç tutacağım demek mutlak nezr olup, bunu söylerken k...
Mutlak Su
Yaratıldıkları hâl (durum) üzere bulunan sular. (Bkz. Mâ-i Mutlak) Yağmur, kar, deniz, göl, kuyu ve ırmak suları mutlak ...
Mutlak Vilâyet
Evliyâlık. Vilâyet, husûsî veya umûmî olur. Umûmî vilâyet, mutlak vilâyettir. Vilâyet-i hâssa (husûsî vilâyet) de vilâye...
Mutlak Zuhûr
Bir kayda bağlı olmayan zuhûr, akis. Bir şeyin bir başka şeyde görünmesi meselâ insanın aynada, Hakk'ın, velînin kalb ay...
MUTMAİNNE
1. İtmînân bulan, rahatlayan, huzur ve sükûna kavuşan. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Biliniz ki kalbler ancak Alla...
MÜTTEKÎ
Takvâ sâhibi. Allahü teâlâdan korkup, haramlardan, dinde yasak edilen şeylerden sakınan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde m...
MUVÂCEHE-İ SEÂDET
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek kabrinin bulunduğu Hücre-i Seâdetin (odanın) kıble tarafında z...
MUVAHHİD
1.Allahü teâlânın birliğine inanan. Bir kimse, başkaları görmek için ibâdet eder veya Allahü teâlâ için eder ammâ başkas...
MUVAKKAT
Geçici belli bir vakte bağlı. Yedi kadın vardır ki, bunlarla muvakkat olarak evlenilemez. Aradaki sebeb kalkınca, evlenm...
Muvakkat Nikâh
Geçici nikâh. Bir adamın, yüz sene de olsa, belli bir zaman sonra hanımını boşamağı söyleyerek, bütün şartlarına uygun y...
MÜVAKKİT
Eskiden İslâm devletlerinde namaz vakitlerini ve bunlarla ilgili âletleri kullanan, tâmirini ve ayarını yapan vazîfeli k...
MÜVÂLÂT
1. Abdest alırken her uzvu ara vermeden birbiri ardınca yıkamak. Müvâlât, Hanefî mezhebinde sünnet, Mâlikî mezhebinde fa...
MÜVÂSÂT
Tanıdıklarını ve arkadaşlarını, kendisinde bulunan nîmetlere ortak etmek, onlarla iyi geçinmek. Cömertlikten, birçok iyi...
MUVATTÂ
İmâm-ı Mâlik bin Enes hazretlerinin, derlediği (topladığı) hadîs kitâbı. Kütüb-i sitte denilen, doğru oldukları, bütün İ...
MÜVEKKEL
Birinin yerine vekil tâyin edilmiş kimse. Her kim sabah namazının farzını cemâat ile kılarsa, kıyâmet gününde yüzü ayın ...
MÜVEKKİL
Vekil eden, bir kimseyi kendi yerine geçiren. (Bkz. Vekîl) Vekil, müvekkilden ayrıca izin almadıkça veya, "istediğini ya...
MÜZÂREA ŞİRKETİ
Zirâat ortaklığı. Harman yapılan ürünleri yetiştirmek için, tarla yâni toprak birinden, çalışma, işçilik diğerinden olma...
MÜZDELİFE
Mekke-i mükerremede Minâ ile Arafât arasında bulunan, Âdem aleyhisselâmla hazret-i Havvâ'nın yeryüzünde ilk buluştukları...
MÜZİLL (El-Müzill)
Bâzı kullarını aşağı ve zelîl eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). El-Müzill ism-i şer...
MUZTAR
Sıkışık, zor durumda olan, çâresiz. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allahü teâlâ, size ölüyü (Murdar ...
MÜZZEMMİL SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş üçüncü sûresi. Müzzemmil sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Yirmi âyet-i kerîmedir. ...
Dini Sözlük Hakkında
Dini sözlüğümüzde İslami terminolojiye ait 582 terim ve kavramın detaylı açıklaması yer almaktadır. Fıkıh, hadis, tefsir, tasavvuf, akaid ve kelam gibi İslami ilimlere ait terimlerin anlamlarını bu kapsamlı sözlükten öğrenebilirsiniz.
Her kavram, Kur'ân-ı Kerîm âyetleri, hadîs-i şerîfler ve İslam âlimlerinin eserleri referans alınarak açıklanmıştır. Sözlüğümüz, İslami ilimleri öğrenmek isteyen herkes için güvenilir bir başvuru kaynağı olmayı hedeflemektedir.
Aramak istediğiniz terimi yukarıdaki arama kutusuna yazabilir veya harf filtresini kullanarak ilgili harfle başlayan kelimeleri listeleyebilirsiniz.