Dini Sözlük
İslami terimler, kavramlar ve anlamları · 350 kelime
SÂ'
Hanefî mezhebinde 3500 gr'lık veya 4.2 litrelik ölçü birimi. Bu miktar diğer mezheblerde farklıdır. Abdestte ve gusülde,...
ŞA'BÂN AYI
Arabî ayların sekizincisi, üç aylardan ikincisi. Her kim Şa'bân-ı şerîfte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a'lâd...
SA'ÎD
Allahü teâlânın, kendisinden râzı olduğu kimse. Cennetlik. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Sa'îd olanlara gelince, ...
SA'Y
1. Hac ve ömre ibâdeti için Mekke-i mükerremeye gelen kimsenin Mescid-i Haram (Kâbe ve avlusu) yakınındaki Safâ ve Merve...
ŞA'YÂ ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Mûsâ aleyhisselâmın dînini yayıp, Tevrât-ı şerîfin hükümlerini bildirdi. Mû...
SÂAT
1. Zaman birimi, altmış dakikalık zaman, bir günün yirmi dörtte biri. Gecenin on iki kısmından bir kısmını (bir saat kad...
SABAH VAKTİ
Fecr-i sâdık denilen beyazlığın doğuda görünen ufkun bir noktası üzerinde doğması ile başlayan vakit. İmsâk vakti....
SABÎ
Bülûğ (ergenlik) çağına gelmemiş oğlan çocuğu. Kıza sabiyye denir. Bütün insanlara kabir suâli vardır. Sabî iken ölene d...
SÂBİÎLER
Aya ve yıldızlara tapan kimseler. El-Cezîre (Cizre) ve Harran civârında yaşayan bu kimseler, yahûdîlik, hıristiyanlık ve...
SÂBİKÛN
Asıl îtibâriyle peygamberler aleyhimüsselâm, onlara tâbi olmak bakımından Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn, peygam...
Sâbikûn-ı Evvelûn
Dinlerini muhâfaza için yurtlarından ayrılan, Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme son derece bağlılık gösteren muhâc...
SABR (Sabır)
Emirleri yapmakta, yasaklardan sakınmakta, başa gelen belâ ve musîbetlere tahammül etme, katlanma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı...
Sabr-ı Cemîl
Başa gelen belâ ve musîbetten dolayı feryad etmeden, insanlara şikâyette bulunmadan yapılan sabır, gösterilen tahammül. ...
SABÛR (Es-Sabûr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi vakti gelince ve belli miktarı ile yaratan, bu hususta...
SÂCİD
Secde eden. Namazda alnını ve burnunu yere koyarak secde eden. (Bkz. Secde) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ...
SAD SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin otuz sekizinci sûresi. Sad sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Seksen sekiz âyet-i kerîmedir. Sad harfi ...
SADAKA
1. Allahü teâlânın rızâsına niyet ederek ve karşılık beklemeden muhtâc olanlara, fakirlere, hibe edilen mal, para ve her...
Sadaka-i Câriye
Yapıldıktan sonra sevâbı devâm eden hayırlı, iyi işler. Devamlı hayra sebeb olan sadaka. Bir mü'min vefât edince, bütün ...
Sadaka-i Fıtır
İhtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak, nisâb yâni dinde zenginlik ölçüsü miktarında malı, parası bulunan he...
SADÂKAT
Dostluk; bir kimseye Allahü teâlâ için kalbden bağlılık; doğruluk. İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh, Doğruların yar...
SÂDÂT
1. Seyyidler. Hazret-i Hüseyin'in soyundan gelenler. (Bkz. Seyyid) Sâdât'ın kıymetini bilmelidir. Çünkü onlar Resûlullah...
SÂDIK
1. Velî, Allahü teâlânın sevgili kulları. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey mü'minler! Allahü teâlâdan korkun ve d...
SADİST
Başkasına eziyet ve sıkıntı vermekten, sapık işleri yapmaktan zevk alan ruh hastası kimse. Tıp ve fen fakültelerinde oku...
SADR-I EVVEL
Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının (sahâbe-i kirâmın) ve onları gören müslümanların (Tâbiînin) yaşadığı asır. Sadr-ı ...
SAF
Dizi, sıra. Namazda cemâatin sırası. Saflarınızı düzeltiniz. Dosdoğru yapınız. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i Ebû Dâvûd) Safları...
Saf Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış birinci sûresi. Saf sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). On dört âyet-i kerîmedir. Dördüncü âyet-...
SAFÂ VE MERVE
Kâbe-i muazzamanın yakınındaki iki tepenin adı. Hac ve umre esnâsında sa'y denilen hac vazîfesini yaparken Safâ tepesind...
SÂFFÂT SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin otuz yedinci sûresi. Sâffât sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz seksen iki âyet-i kerîmedir. İlk ây...
ŞÂFİÎ
1. İmâm-ı Şâfiî'nin meşhur adı, Şâfiî mezhebinin kurucusu. (Bkz. İmâm-ı Şâfiî) 2. Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezhebi...
Şâfiî Mezhebi
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri. İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin mezhebi, yolu. (Bkz. İmâm-ı Şâfiî) Hanefî ...
SAFİYY
Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem ganîmet taksîminden önce kılıç, zırh ve at gibi seçip aldığı bâzı şeyler. Re...
SAFİYYULLAH
"Allahü teâlânın temiz kıldığı, seçtiği" mânâsına, Âdem aleyhisselâmın lakabı. Âdem aleyhisselâm Safiyyullahtır. Allahü ...
SAFİZM
Kadının kadına şehvetle bakması ve dokunması. Kadınlar arasındaki homoseksüellik. Safizm, yabancı erkeklerin bakması ve ...
SAFVET
Temizlik, hâlislik, paklık. Safvet ancak güzel ahlâk ile mümkündür. (Celâleddîn Muhammed Devânî) Safvet niyete bağlıdır....
SAGÂİR
Küçük günâhlar. Küçük sayılan günahlar. (Bkz. Günâh-ı Sağîre) Sagâiri tekrâr işlemekte ısrâr etmek, büyük günâhtır. (Muh...
SAHÂBE
Peygamber efendimizi sallallahü aleyhi ve sellem sağlığında bir an gören, eğer âmâ ise (gözü görmüyorsa), bir an konuşan...
SAHÂBÎ
Peygamber efendimizi sağlığında ve peygamber iken bir ân gören, eğer âmâ (gözü görmüyor) ise bir ân konuşan büyük ve küç...
SÂHİB-İ HAYRÂT
Hayırlar sâhibi. "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır" hadîs-i şerîfini kendilerine düstûr edinen Osmanlı...
SÂHİB-İ TERTÎB
Tertîb sâhibi. Üzerinde kazâya kalmış namaz borcu bulunmayan veya kazâya kalmış namazların toplamı beş vakti geçmemiş bu...
ŞÂHİD
Şâhidlik eden, görüp bilen. Birinin başkasında hakkının bulunduğunu isbat için şehâdet (şâhidlik) ederim demek sûretiyle...
SAHÎFE
Peygamberimizden sallallahü aleyhi ve sellem önce gelen peygamberlere gönderilen küçük kitablardan herbiri. Çoğulu suhuf...
SAHÎH
Şartlarına uygun olan iş veya ibâdet. Bir amelin, ibâdetin sahîh olması başkadır, kabûl olması başkadır. İbâdetlerin sah...
Sahîh Bey'
Aslı ve sıfatı dîne uygun olan satış. Mûteber olması için bütün şartlarını taşıyan alış-veriş. (Bkz. Bey') Sahîh bey'in ...
Sahîh Ced
Ölenin babasının babası veya babasının babasının babası gibi derecesi yakın olsun uzak olsun aralarında kadın bulunmayan...
Sahîh Hadîs
Âdil yâni yalancılıktan uzak, büyük günah işlemeyen ve hadîs ilmini bilen kimselerden işitilen, Resûlullah efendimize ka...
Sahîh Kan
Sekiz yaşını bitirip, dokuz yaşına bastıktan birkaç gün veya ay, yâhut seneler sonra, sıhhatli bir kızın veya âdet zamân...
Sahîh Kavl
Fıkıh âlimlerinin bir iş hakkında müctehid âlimlerin kavillerinden (re'y ve ictihâdlarından) hakkında doğrudur veya doğr...
Sahîh Temizlik
Ergenlik çağına erişmiş bir kızda veya kadında, âdet zamânından sonra başlayan ve içinde hiç kan görülmeyen, öncesi ve s...
Sahîh-i Buhârî
Kur'ân-ı kerîmden sonra, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olan meşhur altı hadîs kitâbınd...
SAHÎHAYN
Kur'ân-ı kerîmden sonra, doğru oldukları, bütün İslâm âlimleri tarafından tasdîk edilmiş olan altı hadîs kitâbından Sahî...
ŞÂHİK-UL-CEBEL
Dağda, çölde veya baskı ve zulüm rejimleri altında yaşayıp da peygamberleri ve onların getirdikleri dinleri işitmemiş ki...
SÂHİR
Büyü ve sihir yapan. (Bkz. Büyü) Sihir yapmak büyük günâhlardandır. Sâhir tövbe etmezse muhakkak Cehennem'dedir. (Muhamm...
SAHÛR
Güneşin batmasından imsak vaktine kadar olan zamânın son altıda biri, seher vakti; oruç tutmak için yemeğe kalkılan vaki...
SAHV
Uyanıklık, aklı başında, şuuru yerinde olma hâli, sekr hâlinin zıddı. Tasavvufta kendini kaybetme hâlinden kurtulup, ayı...
SÂÎ
Emvâl-i zâhirenin zekâtını toplayan me'mûr; sâime (senenin ekserisini çayırda otlayan) hayvanların ve toprak mahsûllerin...
SÂİL
İsteyen, yoksul, dilenci. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Sâile gelince (onu) azarlayıp koğma. (Duhâ sûresi: 10)...
SÂİME
Senenin yarısından fazla, meralarda, kırlarda sırf sütleri alınmak veya üreme ve beslenmeleri için otlatılan (koyun, keç...
SAKAL-I ŞERÎF
Peygamber efendimizin mübârek sakal-ı şerîfi. (Bkz. Lihye-i Şerîf) Peygamber efendimizin mübârek saçları ve sakal-ı şerî...
SAKALÂN (Sakaleyn)
1. İnsanlar ve cinler. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Ey sakalân! Yakında (kıyâmet günü) sizi hesâba...
ŞAKÎ
Cehennemlik. Bedbaht; şirk (Allahü teâlâya eş, ortak koşması) veya isyân etmesi sebebiyle kâfir veya fâsık olan kişi. Zı...
ŞAKÎK
Ferâiz ilminde yâni mîrâs hukûkunda ana-baba bir erkek kardeşler (Benül-a'yân). Ana-baba bir kız kardeşe şakîka denir. Ş...
SAKÎM AKIL
Hasta, ileriyi göremeyen akıl. (Bkz. Akıl) Sakîm akıllılar yaptıklarından hep pişmân olurlar. Niye yaptım diye dövünürle...
ŞAKK-I KAMER
Ayın yarılması, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ayı ikiye ayırması mûcizesi. Muhammed aleyhisselâmın mûcizel...
ŞAKK-I SADR
Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın mübârek göğsünün yarılması hâdisesi. Şakk-ı sadr hâdisesi iki defâ vukû bulm...
SALÂ
Minârelerde Cumâ ve cenâze namazı için okunan salât u selâm. Salâ okunması asr-ı seâdette olmayıp, sonradan dîne sokulan...
SALÂBET-İDÎNİYYE
Din sağlamlığı, din gayreti, din kuvveti. Salâbet-i dîniyyesi olanların, malları ile, canları ve sözleri ile ve kalemler...
SALÂH
Sâlih olmak, iyilik, dürüstlük; iyi huylarla süslenme, dînine bağlı olma. İlim, din ve salâh sâhibi bir kızı, fâsıkın yâ...
SALÂT
1. Allahü teâlâdan rahmet, meleklerden istiğfâr, mü'minlerden duâ. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ ve ...
Salât u Selâm
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem ism-i şerîfleri anılınca, işitilince veya yazılınca söylenen veya yazı...
SALÎB
Hıristiyanlık dîninin sembolü kabûl edilen birbirini dik kesen iki doğrunun meydana getirdiği şekil, haç, istavroz. (Bkz...
SÂLİH
İyi insan. Dünyâya kıymet vermeyen, îtikâdı doğru olup, Allahü teâlânın rızâsını, sevgisini kazanmak için çalışan müslüm...
SÂLİH ALEYHİSSELÂM
Semûd kavmine gönderilen peygamber. Nûh aleyhisselâmın oğullarından Sâm'ın neslindendir. Hazret-i Âdem'in on dokuzuncu k...
Sâlih Amel
Allahü teâlânın beğendiği iş. (Bkz. Amel-i Sâlih) İnsanoğlunun, yaptığı sâlih amelleri gözünde büyüterek bir hayli ibâde...
SÂLİK
Tasavvuf yolcusu. Şunu iyi bilmelidir ki, maksada kavuşmak için çalışan sâlikin hep şerîate, İslâmiyete uyması şarttır. ...
Sâlik-i Meczûb
Tasavvufta cezbesi yâni hak yola çekilmesi sülûkünden sonra olan sâlik. Tasavvuf yolunun sâlikleri (yolcuları), ikiye ay...
SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM
Peygamber efendimizin ism-i şerîfi anıldığı, işitildiği ve yazıldığında söylenen ve yazılan, Allahü teâlâdan, O'nun düny...
SALSÂL
Pişmemiş kuru çamur... Pişmiş gibi kurumuş çamur. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Andolsun ki, biz insa...
SALVELE
Allahümme salli alâ Muhammed ve benzeri salât u selâm denilen ve Peygamber efendimize okunan hayır duâ. Allahü teâlâdan ...
SÂM
Nûh aleyhisselâmın üç oğlundan büyüğü. İdrîs aleyhisselâm göğe çıkarıldıktan sonra, insanlar azdı. Doğru yoldan ayrıldı....
ŞÂMÂNÎLER
İyi ve kötü ruhların bütün âlemi te'siri altında tuttuğu inancına dayanan sapık bir yolun mensupları. Şâmânîler, güneşte...
SAMED (Es-Samed)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir kimseye, hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan, bütün mahlûkâtın ...
ŞÂN
1. Hâl, durum. Eshâbımın ismini işitince, susunuz. Şânlarına yakışmayan sözleri söylemeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-M...
SAN'AT
Ustalıkla, hünerle yapılan iş. En iyi ticâret bezzâzlıktır, yâni kumaş satmaktır. En iyi san'at, terziliktir. (Hadîs-i ş...
SANÂYİ' ŞİRKETİ
İki veya daha fazla san'at sâhibinin başkasından iş kabûl ederek ücretini paylaşmak üzere veya fabrika kurup îmâlât kârı...
SANEM
Put, odundan, altından ve gümüşten yapılan insan heykeli. (Bkz. Put) Saneme tapınmak ve onun fayda ve zarar vereceğine i...
SAPIK
Doğru yoldan ayrılan, îtikâdında (îmân bilgilerinde) ve ibâdetleri yapmasında veya yaşayışında Ehl-i sünnet vel-cemâat m...
SARF SATIŞI
Nakd hâlindeki veya işlenmiş altını ve gümüşü birbirleri karşılığında satmaktır. Sarf satışında satanın ve alanın sözleş...
SARF VE NAHV İLMİ
Arabî dilbilgisi. Sarf; kelime bilgisi; kelimelerde meydana gelen değişikliklerden ve birbirlerinden türemelerinden bahs...
ŞÂRÎ'
Kullarının dünyâ ve âhiret seâdetine (mutluluğuna) kavuşmaları için Peygamberleri aleyhimüsselâm vâsıtasıyla emir ve yas...
SARÎH
Belli, açık, meydanda olan. Kendisinden kasd edilen mânânın açıkça anlaşıldığı lafız (söz). Yalnız boşamakta kullanılan ...
SARIK
Kavuk, fes, takke gibi başlıkların üzerine sarılan tülbent veya şal. (Bkz. İmâme) Başa beyaz sarık sarmak müstehâbdır. R...
ŞART
Bir işin veya hükmün yapılmasını îcâbettirmeyen, fakat yapılmaması ile de o iş veyâ hükmün meydana geldiği şey. Şâhitler...
SAVM
Oruç. Fecrin (tan yerinin) ağarmasının evvelki vaktinden (imsaktan) akşam namazı vakti girinceye kadar, yemeği, içmeği v...
SAVMEA
Hıristiyanların ibâdet yeri. Kilise, bîa. (Bkz. Kilise)...
ŞAVT
Hac esnâsında sa'y denen vazîfeyi yaparken, Safâ'dan Merve'ye ve Merve'den Safâ'ya her bir geliş ve tavaf yaparken Kâbe'...
SAYD
Av hayvanı yâni eti yenen hayvanların etleri için, eti yenmeyenlerin ise (domuz hâriç) deri ve diş gibi yerlerinden fayd...
SAYHA
Şiddetli ses; korkunç gürültü. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Azâb emrimiz gelince, Şuayb aleyhisselâmı ve berâber...
ŞÂZİLİYYE
Evliyânın büyüklerinden Ebü'l-Hasen Şâzilî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Ebü'l-Hasen-i Şâzilî 1196 (H. 592)'de Tunus'...
SE'ÎR
Cehennem'i meydana getiren tabakaların ikincisi. Burada Tevrât'ı değiştirenler yanacaktır. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde...
ŞEÂ'İRULLAH
Görülünce, Allahü teâlâyı hatırlatan şeyler. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Bir kimse, Şeâ'irullahı t...
SEÂDET
Mutluluk, bahtiyarlık. Dünyâda ve âhirette mutluluk. Eshâbım için, fakir olmak seâdettir. Âhir zamanda gelecek olan ümme...
Seâdet-i Ebediyye
Sonsuz, ebedî mutluluk, bahtiyârlık. Seâdet-i ebediyyeye kavuşmak için müslümân olmak lâzımdır. ( İmâm-ı Mâverdî) Cehenn...
SEB' ETMEK
Kötülemek, dil uzatmak. Eshâbımdan birini seb' edenlere, Allahü teâlâ, melekler ve bütün insanlar lânet etsin. (Hadîs-i ...
SEB'İYYE
Bozuk fırkalardan biri olan İsmâiliyye fırkasının diğer bir adı. Bu fırka, şerîat (din) sâhibi peygamberlerin sâdece yed...
SEBBİYYE
Hazret-i Ali'yi seviyoruz deyip Eshâb-ı kirâmın çoğunu kötüleyen bozuk fırka. Eshâb-ı kirâma iftirâ edenler üç grupta to...
SEBE' SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin otuz dördüncü sûresi. Sebe' sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli dört âyet-i kerîmedir. On beşinci ...
SEBEB
Vâsıta. Bir işte te'siri olmayan fakat o işin yapılmasını, vücûdunu, var olmasını îcâb ettiren şey. Allahü teâlâ, her şe...
Sebeb-i Nüzûl
Kur'ân-ı kerîmin nüzûl (inme) sebebi. (Bkz. Esbâb-ı Nüzûl)...
Sebeb-i Vürûd
Hadîs-i şerîflerin buyurulma, söylenme sebebi. Âyet-i kerîmeleri tefsîr etmek için nüzûl sebeblerini bilmek lâzım olduğu...
SEBEİYYE
Hazret-i Ali'ye tanrı diyen bozuk fırka. Bunlara Hurûfîler de denir. Sebeiyye fırkasının kurucusu, Abdullah ibni Sebe'di...
ŞEBEKE-İ SEÂDET
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek kabrinin bulunduğu Hücre-i seâdet denilen yerin dış duvarı etr...
SEBÎL
Yol; su dağıtılan yer ve dağıtılan şeyler. Eskiden işlek yollar üzerinde, gelip-geçenlerin su ihtiyâçlarını Allah rızâsı...
SEC'
Nesirde cümle sonlarının kâfiye şeklinde birbirine uygunluğu. İslâm âlimleri, Kur'ân-ı kerîmin î'câzını (eşsizliğini, mû...
ŞECÂ'AT
Yiğitlik, bahadırlık, cesâret, kahramanlık. Şecâ'atin temeli, Allahü teâlânın takdîrine râzı olmak, O'na tevekkül etmek,...
SECÂVEND
Kur'ân-ı kerîmin, mânâsına uygun ve doğru okunabilmesi için durak ve geçiş yerlerini gösteren işâretler. Kur'ân-ı kerîmi...
SECCÂDE
Yere serilip üzerinde namaz kılınan küçük halı, kilim, hasır, bez gibi temiz sergi, namazlık. Üzerinde dînî yazı, hattâ ...
SECDE
Namazın içindeki farzlarından; namazda alnı, burnu, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere koyma. Kul şu yedi â...
Secde Âyetleri
Okunduklarında veya işitildiğinde secde yapılan, Kur'ân-ı kerîmdeki on dört secde âyet-i kerîmesi. Bunlar: A'râf: 206, R...
Secde Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin otuz ikinci sûresi. Secde sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Otuz âyet-i kerîmedir. On beşinci âyetinde...
Secde-i Sehv
Yanılma secdesi; namazda bir farzın veya vâcibin, vaktinden önce veya sonra yapılması yâhut vâcibin terkinde yapılması l...
Secde-i Şükr
Bir nîmete kavuşan veya bir dertten kurtulan kimsenin Allahü teâlâ için yaptığı secde. Secde-i şükr, tilâvet secdesi gib...
Secde-i Tilâvet
Kur'ân-ı kerîmin on dört yerindeki secde âyetinden birini okuyan veya duyanın yapması vâcib olan secde. Bir kimse hüzünd...
ŞECERE-İ PÂK-İ MUHAMMEDÎ
Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı. Allahü teâlâ Şecere-i Pâk-i Muhammedî ile ilgili olarak me...
ŞECERE-İ RIDVÂN
628 (H.6) senesinde yapılan Hudeybiye andlaşmasından önce Medîneli müslümanların, altında Peygamber efendimize ve İslâm ...
ŞECERE-İ TAYYİBE
Temiz ağaç. Bütün iyiliklerin ve güzelliklerin kaynağı olan İslâmiyet'e verilen ad. Zâhir (beden) her zaman İslâmiyet'in...
SECİYYE
Ahlâk, tabiat, huy. Bir insan İslâm âlimlerini görüp, doğru yolu öğrendikten sonra yolunu şaşırırsa, bu onun seciyyesini...
SEDD-İ ZÜLKARNEYN
Kur'ân-ı kerîmde Zülkarneyn adıyla bildirilen peygamber veya evliyâ olan mübârek bir zâtın, Ye'cûc ve Me'cûc için yaptır...
ŞEFÂ'AT
Kıyâmet günü, Allahü teâlânın izni ile, başta Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem olmak üzere, diğer peygamb...
Şefâ'at-ı Kübrâ
Kıyâmette, o günün dayanılmaz dehşeti ve şiddetli sıkıntıları sebebiyle, insanların mürâcaatları üzerine Peygamber efend...
SEFÂHET
Aklın az ve hafîf olması. Malını dînin ve aklın beğenmediği yerlere sarfetme. Lüzumsuz harcama. Süse, eğlenceye ve her t...
SEFER
1. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeyi niyet ederek, bulunduğu yerin ken...
Sefer Der Vatan
Nakşibendiyye yolunun on bir temel esâsından biri. Sâlikin (tasavvuf yolunda bulunan kimsenin) kötü ahlâk, beşer (insan)...
SEFERÎ
Seferde olan, misâfir, yolcu. Bulunduğu şehirden veya köyden gideceği yolun iki veya bir kenârındaki evlerin dışına çıka...
SEFERÎLİK
Senenin kısa günlerinde insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeye niyet ederek bulunduğu yerin kenar ...
Şefî-i Rûz-i Cezâ
"Cezâ gününün yâni kıyâmet gününün şefâat edicisi" mânâsına Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâm. (Bkz. Şefâat) Şef...
ŞEFÎ'
Şefâat eden, bir suçun, günâhın bağışlanması için vâsıta, aracı olan. (Bkz. Şefâat)...
SEFÎH
Malını dînin ve aklın uygun görmediği yere harc eden, aklı az olan. (Bkz. Sefâhet) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen ...
SEFÎNE-İ NÛH
Nûh'un (aleyhisselâm) tûfân sırasında bindiği gemisi. Sefîne-i Nûh'un yapımı bitince, tûfân oldu. Nûh aleyhisselâma inan...
ŞEFKAT
Acımak, merhamet etmek. Büyüklerine hürmet, küçüklerine şefkat etmeyen bizden değildir. (Hadîs-i şerîf-Mişkât) Allahü te...
ŞEHÂDET
1. Birinin başkasında hakkı bulunduğunu bildirmek için, hâkim karşısında ve iki hasmın yanında, şehâdet ederim diyerek h...
Şehâdet Kelimesi
Kelime-i şehâdet, İslâm'ın beş şartından birincisi. "Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resû...
ŞEHÂMET
İyi işler yapmak, yüksek mertebeler ele geçirmek; zekâ ve akıllılıkla berâber olan cesâret, yiğitlik. Şecâatten yâni yiğ...
SEHÂVET
Cömert olmak. Parayı, malı hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan, lezzet almak. (Bkz. Cömerdlik) Sehâvet, Cennet'te bir ağaçt...
SEHER VAKTİ
Duâların kabûl olduğunun bildirildiği, gecenin (güneşin batmasından imsâk vaktine kadar olan zamânın) son altıda biri. A...
ŞEHÎD (Eş-Şehîd)
1. Allah yolunda harb ederken, Allahü teâlânın ism-i şerîfini yüceltmeye (İslâmı yaymaya) çalışırken veya düşman saldırd...
Şehîd-i Âhiret
Bir kimsenin Allah için olan cihâdın hazırlığı esnâsında tâlimlerde veya zulüm ile öldürülmesi veya cihâdda ve eşkıyâ, â...
Şehîd-i Dünyâ
Allah rızâsı için cihâd etmeye, savaşmaya niyet etmeyip, dünyâ kazancı için harb eden kişi. Dünyâ şehîdi. Şehîd-i dünyây...
Şehîd-i Tâm
Allah yolunda savaşırken öldürülen. Dünyâ ve âhiret şehîdi de denir. Tam şehîd. Cünüp, hayız olmayan, âkıl ve bâliğ bir ...
ŞEHR (Şehir)
Cemâati, en büyük câmiye sığmayan yer veyâ İslâmiyet'in emrini yapabilecek güçte müslüman vâli ve hâkimi bulunan yer. Bi...
SEHV
Yanılma. Ey dünyâ ile mağrûr olan zavallı, gündüzün sehv ve gafletle, gecen de uyku ve istirâhatle geçmektedir. Âkıbetin...
Sehv Secdesi
Yanılma secdesi; namazda bir farzın veya vâcibin, vaktinden önce veya sonra yapılması yâhut vâcibin terkinde yapılması l...
ŞEHVET
Nefsin arzu ve istekleri. Cehennem şehvet perdesiyle kuşatılmıştır. Oraya şehvetler yapılmakla girilir. Cennet de nefsin...
ŞEK
Şüphe, zan. Îtikâdda şek, yakîni bozar, îmânı yok eder. (İsmâil Hakkı Bursevî) Cümle âlem bir yere gelse ve bir müslüman...
SEKAR
Cehennem'i meydana getiren tabakalardan üçüncüsü. Burada İncîl'i değiştirenler azâb görecektir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı ke...
ŞEKÂVET
Kâfir veya fâsık olma, cehennemlik olma. Seâdetin zıddı. Şekâvetin alâmeti dörttür: Geçmiş günâhları unutmak; hâlbuki on...
SEKER
Hurmadan elde edilen içki, bir nevi şarap. Hurma su içinde ısıtmadan bırakılınca, köpüklenir ve tadı keskin olursa buna ...
SEKERÂT-ÜL-MEVT
Ölüm sarhoşluğu, can çekişmesi hâli. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Bir de (bakarsın ki) sekerât-ül-...
SEKÎNE
Rahatlık. Kalb huzûru. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: O (Allahü teâlâ) , îmânları üstüne îmân artırsın...
SEKR
Şuursuzluk, kendinde olmama hâli. Tasavvufta mânevî sarhoşluk. Tasavvuf yolunda ilerlerken, İslâmiyet'te bulunmayan şeyl...
ŞEKÛR (Eş-Şekûr)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kendisi için yapılan az tâate yüksek dereceler ihsân eden, s...
SELÂM (Es-Selâm)
1. Esmâ-i hüsnâdan (Allahü teâlânın güzel isimlerinden). Zâtı ayıplardan (kusurlardan), sıfatları noksanlıklardan ve işl...
SELÂMET
Her türlü korku ve tehlikeden uzak olma, kurtulma. Kimi, selâmette olmak sevindirirse, onun san'atı susmak olsun. (Hadîs...
SELÂMÜN ALEYKÜM
İki müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Ben müslümanım. Benden sana zarar gelmez, selâmettesin. Dün...
SELEF
Önce gelenler. Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn (Eshâb-ı kirâmı gören büyükler) ve Tebe-i tâbiîne (Tâbiîn'i gören büyüklere) verile...
Selef-i Sâlihîn
Hicrî ilk asrın müslümanları. Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i tâbiînin büyükleri. Zamânımız tarîkatçileri, câmilerde mev...
SELEFİYYE
Selef-i sâlihînin (Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn, Tebe-i tâbiînin) yolunda olduklarını iddiâ ettikleri hâlde, onların yolundan a...
SELEM
İleride teslim edilecek bir malın peşin para ile satılması. Yâni belli miktârda peşin para ile belli zaman sonra bilinen...
SELÎM AKIL
Yanılmayan, pişman olacak bir işi yapmayan ve peygamberlere, âlim ve evliyâlara mahsus, ileriyi gören akıl. (Bkz. Akıl) ...
SELVÂ
Mûsâ aleyhisselâma îmân eden İsrâiloğullarına Allahü teâlânın ihsân ettiği bıldırcın eti. (Bkz. Men ve Selvâ)...
SEM'
İşitme, işitici olma. Allahü teâlânın subûtî sıfatlarından....
ŞEM'ÛN ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerden. İsminin Şemsûn olduğu da bildirilmiştir. Peygamber efendimiz sallallahü al...
SEMÂ'
Bir veya birkaç kişinin çalgısız, âletsiz okudukları, dîni, îmânı kuvvetlendiren ve ahlâkı güzelleştiren ilâhî, mevlid, ...
SEMÂHAT
Cömertlik ve el açıklığı; vermesi lâzım ve vâcib olmayan şeyleri seve seve vermek. Resûl-i ekreme, "Hangi amelin daha fa...
ŞEMÂİL-İ ŞERÎFE
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin mübârek ahlâk ve âdetleri. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin şemâil-i şe...
ŞEMÂTET
Başkasına gelen belâya, zarâra sevinmek. Din kardeşinize şemâtet etmeyiniz. Şemâtet ederseniz, Allahü teâlâ belâyı ondan...
SEMÂVÎ
Allahü teâlâdan gelen. Malın iki ortağı vardır. Biri semâvî âfetler, diğeri de vârisler. Eğer malından en az nasibi olan...
Semâvî Din
İnsanları dünyâ ve âhirette seâdete, mutluluğa kavuşturmak için, Allahü teâlâ tarafından gösterilen yol. Allahü teâlâ, Â...
Semâvî Kitab
Hak dinlerin kitapları. Semâvî kitapların bize bildirileni yüz dörttür. Bunlardan on suhuf Şist (Şit) aleyhisselâma otuz...
SEMEN
Mebî'ye yâni satın alınan şeye karşılık verilen mal veya para. Altın ile gümüş semen olarak yaratılmıştır. Her ne hâlde ...
Semen-i Misl
Satılan malın piyasadaki fiyatı....
Semen-i Müsemmâ
Bâyi' (satıcı) ile müşterinin karşılıklı rızâ ile mebî (mal) için hakîkî kıymetine uygun olsun veya olmasın, tâyin ettik...
Semen-i Râyic
Bir malın o günkü değeri....
SEMÎ'
İşitilecek şeyleri ne kadar gizli olsa da işiten, hamd ve senâda bulunanların, hamdini işitip mükâfat veren, kullarının ...
SEMİ'ALLAHÜ LİMEN HAMİDEH
"Allahü teâlâ, hamd ve senâ eden kimsenin hamd, şükür ve senâsını (övgüsünü) işitir" mânâsına rükûdan kalkarken (doğrulu...
ŞEMS SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin doksan birinci sûresi. Şems sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). On beş âyet-i kerîmedir. Birinci âyette ...
ŞEMSÎ SENE
Güneş senesi. Yer küresinin güneş etrâfında bir devir yaptığı (bir kere döndüğü) sene. 365.242 vasatî güneş günü. Başlan...
SEMÛD KAVMİ
Sâlih aleyhisselâmın peygamber olarak gönderildiği ve îmân etmedikleri için büyük bir sayha (korkunç gürültü) ile helâk ...
SENÂ
Hamd, medh, övgü. Görünen, görünmeyen, bilinen, bilinmeyen bütün nîmetleri gönderen, bizlere kurtuluş yolunu gösteren ve...
SENED
1. Delîl, dayanak. Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun anasının, babasının ve hocasını...
ŞER
Dînin ve aklın zararlı gördüğü şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki; Zerre kadar hayır (iyilik) yapan onun mükâfâtın...
ŞER'Î
Şerîate âit, İslâmiyetle ilgili, İslâmiyet'e uygun. (Bkz. Şerîat) Bir işten, o işi işleyen kimsenin maksadı, niyeti her ...
ŞERÂB (Şarâb)
Alkollü içkilerden. Pişmemiş üzüm suyunun havasız fıçılarda durmasıyla gaz habbeleri (kabarcıkları) ve köpük çıkararak k...
ŞEREF
Yükseklik, büyüklük, yüksek mertebe. İnsanlar arasında geçerli ve makbûl olma. Cenâb-ı Hakk'a itâat ve yüksek hizmeti il...
ŞEREH
İnsanın muhtâc olduğu şeylerin lüzûmundan fazlasını istemesi, şiddetli hırs, tamahkârlık, aç gözlülük. Şereh sâhibi, hel...
SEREYÂN
Yayılma, dağılma, sirâyet etme. Allahü teâlâ için söylenen kurb (yakın olmak), maiyyet (berâberlik), ittisâl (kavuşma), ...
ŞERH
Yarmak, açmak, açıklamak; bir kitâbın metnini kelime kelime açıklayıp îzâh etmek. Münyet-ül-musallîdeki; "(Halâda ve her...
Şerh-i Sadr
1. Peygamber efendimizin çocukluğunda ve peygamberliği sırasında (mîrâc gecesinde) mübârek göğsünün açılarak kalbinin çı...
ŞERÎAT
Peygamberlere gelen ilâhî hükümler (emirler ve yasaklar), din. İslâmiyet. İslâm dîni, insanların hem rûhî, hem de maddî ...
ŞERÎF
Şerefli. Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kızı hazret-i Fâtımâ'nın oğullarından hazret-i Hasen'in nesli...
Şerîf-i Câferî
Hazret-i Ali'nin, hazret-i Fâtıma'dan dünyâya gelen Zeyneb adlı kızınınAbdullah bin Câfer-i Tayyâr ile evlenmelerinden m...
ŞERÎK
1. Eş, ortak. Benim şerîkim yoktur. Başkasını bana şerîk eden sevâblarını ondan istesin... (Hadîs-i kudsî-Mektûbât-ı Rab...
SERMÂYE
Ana para. Ortaklardan bir kısmı sermâye vermek, bir kısmı da iş yapmak üzere kurulan şirketlere müdârebe şirket denir. K...
SERVER-İ ÂLEM
Âlemin efendisi, en üstünü Muhammed aleyhisselâm. Server-i âlem (sallallahü aleyhi ve sellem) bizim bilmediğimiz bir hay...
SERVER-İ KÂİNÂT
Kâinâtın efendisi, en kıymetlisi Muhammed aleyhisselâm. Server-i kâinât, habîb-i Rabbil'âlemîn (Alemlerin Rabbi olan All...
ŞETM
Bir kimseye dil uzatmak, sövmek, kötülemek. Eshâb-ı kirâma yâni Peygamber efendimizin mübârek arkadaşlarına şetm, Allahü...
SETR-İ AVRET
Mükellef olan yâni akıllı ve bâliğ (ergenlik, evlenme yaşına erişmiş) bir kimsenin namazda veya her zaman başkasına göst...
SETTÂR (Es-Settâr)
"Kulların günâhını örten" mânâsında Allahü teâlânın sıfatlarından. Ey müslüman! Sen de Resûlullah'ın sallallahü aleyhi v...
SEV'ETEYN
Kadın ve erkeğin galiz yâni kaba avret mahalli, ön ve arka uzuvları; iki abdest bozma uzvu. (Bkz. Avret) Mübâşeret-i fâh...
SEVÂB
İyilik ve ibâdet yapana âhirette Allahü teâlâ tarafından verilecek mükâfât, iyi karşılık. Ecir. (Bkz. Ecr) Benim şerîkim...
SEVÂD-I A'ZAM
Müslümanların çoğunluğu. Ümmetim dalâlet (sapıklık) üzere birleşmez. Bunun için, ayrılık gördüğünüz zaman sevâd-ı a'zama...
SEVK-İ TABİÎ
İstek dışı hareket. İç güdü. Canlıların hayâtiyetini ve nesillerini devâm ettirmek için, Hak teâlâ tarafından kendilerin...
SEVM-İ NAZAR
Bir malı görmek yâhut göstermek üzere sâhibinin izniyle almak. Sevm-i nazar yoluyla alınan mal, fiyatı belli olsun veya ...
SEVM-İ ŞİRA'
Bâyi'in (satıcının) ve müşterinin, mebî'e (mala) fiyat koymaları, bir fiyatta anlaşmaları. Sevm-i şira' yoluyla uyuşup m...
ŞEVVÂL AYI
Arabî ayların onuncusu, Ramazân-ı şerîften sonraki ay. Ramazân-ı şerîf ayında oruç tutup, ardından Şevvâl ayından da alt...
SEYF-İ NEBEVÎ
Peygamber efendimizin kılıcı. Seyf-i Nebevînin iki tânesi Topkapı Sarayında bulunmaktadır. Yer yer altın, birisi de kıym...
ŞEYH
1. İhtiyâr. Şeyhlere hürmet ediniz. (Hadîs-i şerîf-Lemeât) 2. Bir ilim dalında ihtisas etmiş olan. 3. Mürşîd-i kâmil; in...
Şeyh-i Ekber
Büyük âlim, velî, rehber. Evliyânın büyüklerinden Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin v. 638 (m.1240) lakabı. Şeyh-i ekber "...
ŞEYHAYN
1. Dört büyük halîfeden ilk ikisi. Hazret-i Ebû Bekr ve hazret-i Ömer için kullanılan lakab. Şeyhayn bu ümmetin en üstün...
ŞEYHÜLİSLÂM
İslâm devletinde en yüksek dînî yetkili. Dînî işlerde zamânın en yetkili ve söz sâhibi âlimi. Osmanlı târihinde sadrâzam...
SEYR
Tasavvuf yolunda ilerleme. Başka tarîkatlerde seyre nefsin tezkiyesinden yâni temizlenmesinden başlanır. Cesedi temizler...
Seyr ve Sülûk
Tasavvuf yolculuğu, tasavvuf yolunda ilerlemek. Seyr ve sülûktan maksad, nefsi kötü huylardan ve çirkin sıfatlardan temi...
Seyr-i Âfâkî
Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin; ilminin, bilgisinin ve kendi ihtiyârı (dilemesi, istemesi) olmaksızın dış âlemde iler...
Seyr-i Anillah-i Billâh
Yüksek bilgilerden, aşağı bilgilere inme. Tasavvufta nihâyete (maksada) ulaşan velînin geri dönmesi ve mahlûkları bilmeğ...
Seyr-i Enfüsî
Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kendinde ilerlemesi, kötü huylardan temizlenen nefsin, iyi huylarla bezenmesi, süslenm...
Seyr-i Fil-Eşyâ
Tasavvufta nihâyete kavuşan bir velînin geri döndükten sonra daha önce unutmuş olduğu eşyânın bütün bilgilerine yeniden ...
Seyr-i Fillah
Allahü teâlânın isimlerinde ve sıfatlarında ilerleme. Allahü teâlânın beğendiği ve râzı olduğu şeylerde fânî olma (yâni ...
Seyr-i İlallah
Allahü teâlâya doğru olan yolda ilerlemek, mânevî ilimde durmadan yükselmek. Seyr-i âfâkî (kötü hâllerden kurtulma) ve s...
Seyr-i Murâdî
Murâdların, seçilmişlerin Allahü teâlânın lutf ve ihsânı ile çekilerek kavuştukları yol. Tasavvuf yoluna girip ilerlemek...
ŞEYTAN
Kovulmuş, uzaklaştırılmış. Kibir ve gurûru sebebiyle Allahü teâlânın "Âdem'e secde ediniz" emrine isyân edip, karşı geld...
SEYYİD
1. Efendi. Genç olarak Cennet'e girenlerin Seyyidi Hasen ve Hüseyin'dir." (Hadîs-i şerîf-Üsüd-ül-Gâbe) 2. Hazret-i Hüsey...
Seyyid-ül-Enâm
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın lakablarından biri. Beşerin yâni insanların efendisi, en yükseği. Seyyid-ü...
Seyyid-ül-İstiğfâr
Duâ ve istiğfârların başı. İstiğfâr duâlarının büyüğü. Allahü teâlâdan günâhın bağışlanmasını istemek için yapılacak duâ...
Seyyid-ül-Mürselîn
Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. Gönderilmiş olan peygamberlerin önderi, efendisi. Seyyid-ül-mürselîn sallallahü a...
Seyyid-üs-Sakaleyn
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. İnsanların ve cinlerin efendisi, iki cihânın seyyidi Muhamm...
SEYYİE
Kötülük, günah. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her güzel, her iyi şey, sana Allahü teâlâdan geliyor. H...
Sİ'R
Fiyat, mala biçilen değer. (Bkz. Narh ve Kâr Haddi)...
ŞÎA
Taraftar, yardımcılar. Hazret-i Ali'yi sevdiklerini söyleyip, diğer Eshâb-ı kirâmın (Peygamber efendimizin arkadaşlarını...
SIBTEYN-İ MÜKERREMEYN
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın iki mübârek torunu; hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyn (radıyallahü teâlâ a...
SİCCÎN
1. Şeytanların, kafirlerin (Allahü teâlâya ve Resûlullah efendimize inanmayanların) ve günahkâr mü'minlerin amellerini t...
SIDDÎK
1. Pek doğru, hiçbir zaman yalan söylemeyen, işinde ve sözünde doğru olan. Doğru sözlü olmak iyiliğe götürür. İyilik Cen...
SIDK
1. Doğruluk. Sıdk, sözün süsüdür. (Hazret-i Ali) İnsanları, sıdktan daha güzel birşey süsleyemez. (Fudayl bin Iyâd) Sabı...
SİDRET-ÜL-MÜNTEHÂ
Yedinci kat semâda (gökte) Arş'ın sağında bulunan ağaç. Bu hususta değişik rivâyetler vardır. Kur'ân-ı kerîmde meâlen bu...
ŞİFÂ
Hastalıktan kurtulma, iyileşme, iyi olma. Allahü teâlâ harâm olan şeylerde size şifâ yaratmamıştır. (Hadîs-i şerîf-Buhâr...
Şifâ Âyet-i Kerîmeleri
Kur'ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyeti. Tevbe sûresi on dördüncü âyetinin sonu, Yûnus sûresi elli yedinci âyetinin ortası, N...
SIFAT
Özellik, hâl, keyfiyyet. Varlıkta kendi kendine duramayıp başka bir şeye muhtaç olan şey. Varlıklar birbirlerinden sıfat...
SİHR (Sihir)
Tabiat kuvvetleri, fizik, kimyâ ve biyoloji kânunları dışında gizli sebebler kullanarak, garip şeyleri yapmayı sağlayan ...
ŞÎÎ
Şîa fırkasına mensub kimse. Eshâb-ı kirâmı kötüleyen, düşmanlık eden. (Bkz. Şîa) Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sell...
SILA
Fıkıh ve tasavvufu (kalb bilgilerini) meczeden, birleştiren mânâsına İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin lakabı. Ümmetimden sıl...
SİLİS-ÜL-BEVL
Devamlı idrar kaçırmak. İdrârını tutamamak. (Bkz. Özr) Silis-ül-bevl sâhibinin özrü tam bir namaz vaktini kaplarsa yâni ...
SİLSİLE-İ ALİYYE
Yüksek silsile. Peygamber efendimizden hazret-i Ebû Bekr yoluyla ilim ve feyz alarak gelen büyük âlimler silsilesi. Resû...
SİLSİLET-ÜZ-ZEHEB
Altın silsile. Resûlullah efendimizden, hazret-i Ebû Bekr yoluyla feyz ve ilim alarak gelen büyük âlimler silsilesi. (Bk...
SİMÂ' (Semâ')
Bir kişinin veya birkaç kişinin çalgısız, âletsiz ve müzik perdelerine uydurmadan okudukları dîni, îmânı kuvvetlendiren ...
SİNN-İ BÜLÛĞ
Büluğ yaşı, ergenlik (evlilik) çağı. Sinn-i bülûğun başlangıcı, erkekte on iki ve kızda dokuz yaşları doldurmaktır. Münt...
SIR
1. Gizli, gizlenilen şey. Kader, Allahü teâlânın mahlûku hakkında bir sırrıdır. Allahü teâlâ, kader ile ilgili bilgiyi m...
ŞİRÂ
Satın almak. (Bkz. Bey' ve Şirâ)...
SIRÂT KÖPRÜSÜ
Cennet'e geçilmek üzere, Cehennem üzerine kurulmuş, mâhiyeti kesin bilinmeyen köprü. Buna, yalnız sırât da denir. Herkes...
SIRÂT-I MÜSTEKÎM
İslâmiyet'in gösterdiği doğru yol. Allahü teâlâ âyet-i kerimelerde meâlen buyuruyor ki: Ey âdemoğulları! Şeytana itâat e...
SÎRET
Ahlâk, gidişât, hal, hareket, tavır, yaşayış. İki haslet var ki, bunlar münâfıkta (içi dışı başka olanda) bulunmaz; güze...
Sîret-i Nebevî
Sevgili Peygamberimizin örnek hayâtı, güzel ahlâkı. Sîret-i Nebevî'yi bütün müslümanların öğrenmesi ve o şekilde yaşamas...
ŞİRK
Allahü teâlâya eş, ortak koşma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Muhakkak ki, Allahü teâlâ kendisine ş...
Şirk-i Asgar
Riyâ; iki yüzlülük, gösteriş. Sizde bulunmasından en çok korktuğum şey, şirk-i asgara yakalanmanızdır. Şirk-i asgar, riy...
Şirk-i Ekber
Putlara tapınmak. Allahü teâlâya ortak koşmak....
Şirk-i Hafî
Gizli şirk; riyâ. (Bkz. Riyâ, Şirk-i Asgâr)...
SİRKAT
Hırsızlık. Herkesin elindeki mal kendi mülküdür. Sirkat, gasb, zulüm, rüşvet, fâiz, haraç ve hıyânet yollarından biriyle...
ŞİRKET
Ortaklık, ortak olmak, iki veya daha çok kimsenin bir mala berâber sâhib olmaları. Bir şeyin birden çok kimseye âit olma...
Şirket-i A'mâl
İki veya daha fazla san'at sâhiblerinin, başkasından iş kabûl ederek ücretini veya bir fabrika kurup îmâlât kârını payla...
ŞİT (ŞÎS) ALEYHİSSELÂM
Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendis...
SIYÂM
Oruç tutmak. Fecrin ağarmasından (imsaktan) güneş batıncaya kadar, yemeyi, içmeyi ve cimâ'ı terk etmek. (Bkz. Oruç)...
SİYER
Gidişât. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin hayâtını, güzel ahlâkını, üstün vasıflarını anlatan ilim dalı; bu husu...
Sıfat-ı İlâhiyye
Allahü teâlânın zâtî ve subûtî sıfatlarının hepsi. Perdeler tamâmen kalkıp, hakîkat bütün açıklığıyla bildirilince anlad...
Sıfat-ı Ma'neviyye
Allahü teâlânın subûtî sıfatları. Allahü azîm-üş-şân hakkında bize bilinmesi vâcib (lâzım) olan sıfat-ı ma'neviyye sekiz...
Sıfat-ı Nefsiyye
Allahü teâlânın Vücûd yâni var olma sıfatı. Allahü teâlâ hakkında bizlere bilmesi vâcib olan sıfat-ı nefsiyye birdir. Yâ...
Sıfat-ı Selbiyye
Allahü teâlâda bulunması câiz olmayan sıfatlar. Allahü teâlânın sıfat-ı zâtiyye ve sıfat-ı subûtiyyeden başka sıfatları ...
Sıfat-ı Sübûtiyye
Allahü teâlânın zâtında (kendisinde) bulunmakla birlikte başka varlıklarda da sınırlı olarak bulunan sıfatları. Bu sıfat...
Sıfat-ı Zâtiyye
Allahü teâlânın zâtında (kendisinde) bulunup diğer varlıklarda bulunmayan, yalnız Allahü teâlâya mahsûs sıfatları. Bu sı...
Sıla-i Rahm
Akrabâyı, yâni ana, baba, dede, çocuklar ve torunları; süt ve evlilik yoluyla olan yakınları ziyâret etmek, gözetmek ve ...
SÔFÎ (Sûfî)
Tasavvuf ehli. Kalbini gafletten (Allahü teâlâyı unutmaktan) ve mâsivâya (Allahü teâlâdan başka şeylere) bağlamaktan kor...
SÔFİSTÂİYYE
Mîlâddan önce beşinci asırda Yunanistan'da ortaya çıkan felsefî bozuk bir fırka, topluluk. Sofistâiyyeden bir kısmı, eşy...
Sôfiyye-i Aliyye
Tasavvuf büyükleri. Sôfiyye-i aliyyenin tasavvufa âit sözleri, mübârek kalblerine ve temiz ruhlarına akıp gelmekle anlad...
SOHBET
Berâberlik. İnsanın derece bakımından kendinin üstünde veya altında yahut akranı ile bir araya gelip, Allahü teâlânın ve...
ŞÖHRET
Meşhûr olma, ün, şân, adı duyulup yayılma. Mal ve şöhret hırsının insana yapacağı zarar, iki aç kurdun, bir koyun sürüsü...
SON PEYGAMBER
Kendisinden sonra başka peygamber gelmeyecek olan Muhammed aleyhisselâm. (Bkz. Hâtem-ül-Enbiyâ)...
SOSYAL ADÂLET
Herkesin, bilgi ve kâbiliyeti ve gördüğü iş nisbetinde çalıştığının karşılığını alması, başkaları tarafından sömürülmeme...
SÛ'-İ EDEB
Edebsizlik, edeb dışı hareket, insanlara iyi muâmele etmemek, haddini bilmemek. Namaz ta'dîl-i erkânına uymadan yâni rük...
SÛ'-İ EF'ÂL
Kötü davranışlar, tavır ve işler. Ma'sûn et (koru) sû'-i ef'âlden ilâhî, Nasîb et râzı olduğun râhı (yolu). (Beykozlu Mu...
SÛ'-İ FEHM
Kötü anlayış. Her zarar, insana, kendi nefsinden gelir, Yüz karası, âdeme (insana) sû'-i fehminden gelir. (Diyarbakırlı ...
SÛ'-İ HÂL
Kötü hal. Birini tezlîl için zahmetle etme iştigâl, Arkadaş kazanmaya, mâni sû'i hâl. (Diyarbakırlı Sâid Paşa) (Bir kims...
SÛ'-İ HÂTİME
Îmânsız ölmek, kötü son. Sû'-i hâtimenin birçok sebebleri vardır. Bunun ilmi örtülüdür. Bu sebeblerden ikisi şöyledir: B...
SÛ'-İ NİYYET
Kötü niyet....
SÛ'-İ ZAN
Kötü zan. Sû'-i zan etmeyiniz. Sû'-i zan, yanlış karar vermeğe sebeb olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, ku...
SÜÂL
Soru. Kıyâmet günü, kulun amelinden ilk süâl namazdandır. Namaz süâlinden kurtulursa, kurtulmuştur. Kurtulmazsa; zarar v...
ŞUARÂ SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin yirmi altıncı sûresi. Şuarâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). İki yüz yirmi yedi âyet-i kerîmedir. İçi...
ŞUAYB ALEYHİSSELÂM
Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrâhim aleyhisselâmın, dînini insanlara tebliğ etti. İbrâhim aleyhisselâ...
SÜBHA NAMAZI
Abdest aldıktan sonra Allah rızâsı için kılınan iki rek'at namaz. Eğer bir kulum abdestsiz olursa bana cefâ etmiş olur. ...
SÜBHÂNE RABBİYEL A'LÂ
"Yüce olan Rabbimi tesbih ve tenzih ederim" mânâsına secdede söylenen tesbih. Secdede en az üç kerre sübhâne rabbiyel a'...
SÜBHÂNE RABBİYEL-AZÎM
"Büyük olan Rabbimi tesbih ve tenzih ederim" mânâsına rükû'da söylenen tesbih. Rükû'da erkekler parmaklarını açıp, dizle...
SÜBHÂNEKE
Her namazın ilk rek'atinde, ayrıca ikindi ve yatsı namazlarının sünnetlerinin üçüncü rek'atinde, besmele çekmeden önce o...
SÜBHÂNELLAH
Allahü teâlâyı noksanlık ve kusur olan şeylerden tenzîh ederim, uzak tutarım mânâsına, mübârek, kıymetli bir söz. Her na...
SÜCÛD
Secde; namazın içindeki farzlardan biri. Namazda alnı ve burnu yere koyma. (Bkz. Secde)...
SÜDÜS
Altıda bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda bildirilen altıda bir hisse (pay). Südüs hisseyi yedi kimse alır. ...
ŞÜF'A
Başkasına satılmış olan bir mülkü, satış değeri ile satın almak hakkı. Bu hakka mâlik olan kimseye şefî' denir. Şüf'a ha...
SÜFTECE
Tahrîmen mekrûh olan bir havâle şekli. Yolcuya borç verip, gittiğin yerde, falancaya ödeyeceksin demek. Süftece yoluyla ...
ŞÜHEDÂ
Şehîdler, vatan, din ve milletine hizmette ölenler. (Bkz. Şehîd)...
ŞUHH
Mala düşkün olup, fakirlere vermeyi sevmemek, cimrilik etmek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şuhhtan korunan kimse...
SÜHREVERDİYYE
Evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs Ömer bin Muhammed Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Zikr-i cehri (...
ŞÜHÛD
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. Keşf (gizli bilgilerin açılması) ve şüh...
Şühûd-i Ehadiyet
Tasavvuf yolunda çalışan kimselerin, mahlûklardaAllahü teâlânın sıfatlarını görmeleri hâli. Şühûd-i Vahdet....
Şühûd-i Enfüsî
Kendi hakîkatini görme. Tasavvuf yolunda Allahü teâlâya yakın olma hâli. Tasavvuf makamlarını kalb gözüyle görme. Şühûd-...
Şühûd-i İlâhî
Bu âlem (mahlûklar âlemi) ile hiçbir münâsebeti olmadan Allahü teâlâyı müşâhede, görme. Sülûkun (tasavvuf yolunun) sonun...
Şühûd-i Tecellî (Şühûd-i Sûrî)
Tasavvuf yolunda ilerleyen kimsenin tecellinin sûretlerini müşâhedesi. Şühûd-i tecellî nasıl olursa olsun hep seyr-i âfâ...
SUHUF
1.Dört büyük ilâhî kitab dışında gönderilen kitapçıklar, formalar. Peygamberlere (aleyhimüsselâm) Allahü teâlâ tarafında...
SÜKNÂ
Oturulacak yer, ev. Nafaka, İslâmiyet'te, taâm (yiyecek, içecek şeyler), kisve (elbise, yâni giyecek şeyler) ve süknâ de...
ŞÜKR (Şükür)
Verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma. Allahü teâlâya, verdiği nîmetlerle isyân etmeme. Nîmetleri kullanırken sâhibin...
Şükr Secdesi
Kendisine nîmet gelen veya bir dertten ve sıkıntıdan kurtulan kimsenin, Allahü teâlâ için yaptığı secde. (Bkz. Secde) Şü...
SÜKÛT
Susmak. Sükûtun en küçük faydası, sıkıntı ve belâdan kurtarmasıdır. İyilik olarak insana bu yeter. Fazla ve lüzumsuz kon...
SULBİYYE
Ferâiz ilminde yâni İslâm mîrâs hukûkunda bir kimsenin öz kız evlâdı. Sa'd bin Rebî'in hanımı, iki kızını yanına alarak ...
SULEHÂ
Sâlihler, günâh işlememeye gayret edenler. (Bkz. Sâlih) ...Benim velîm ancak Allahü teâlâdır ve sulehâ olan mü'minlerdir...
SÜLEYMÂN ALEYHİSSELÂM
Kur'ân-ı kerîmde ismi geçen peygamberlerden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Biz Dâvûd'a Süleymân'ı (al...
SULH
Barış. Harb zamânında, askerin kıymeti artar ve muhârebede ufak bir hizmeti, sulh zamânındaki büyük gayretlerinden daha ...
SULTÂN-ÜL-ULEMÂ
İzzeddîn bin Abdüsselâm ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin babası gibi birçok İslâm âlimine, derin ve geniş ilimleri ve İs...
SÜLÛK
Tasavvuf yoluna girmek. Evliyâlık kemâlâtına kavuşmak sülûk, kalbin zikretmesi ve murâkabe (nefsi kontrol) ve râbıta (bi...
Sülûk Yolu
İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yollardan biri. (Bkz. Vilâyet Yolu) İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuştu...
SÜLÜS
Üçte bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda üçte bir hisse (pay). Kur'ân-ı kerîmde eshâb-ı ferâizden yâni hissel...
SÜLÜSÂN
Üçte iki. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda üçte iki hisse (pay). Hissesi nısıf (yarım) olanlardan zevcden (koca...
SÜMÜN
Sekizde bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda sekizde bir hisse (pay). Ölüden kalan mîrasın sümün hissesini ala...
SÜNEN
1. Sünnetler. (Bkz. Sünnet) 2. Hüküm bildiren hadîs-i şerîfleri toplayan hadîs kitablarına verilen isim. Sünen kelimesi ...
Sünnet Olmak
Çocuğun sünnet derisinin çepeçevre kesilmesi. Hitân. Çocuğu sünnet ettirmek Peygamber efendimizin mühim sünnetlerindendi...
Sünnet-i Gayri Müekkede
(Kuvvetli olmayan sünnet) Peygamber efendimizin, ibâdet maksadı ile arasıra yapıp, arasıra terk ettikleri işler ve ibâde...
Sünnet-i Hasene
İlk asırda (Resûlullah efendimiz ve O'nun arkadaşları olan Eshâb-ı kirâm zamânında) asılları îtibâriyle bulunan, sonrala...
Sünnet-i Hüdâ
Sünnet-i Müekkede. (Bkz. Sünnet-i Müekkede)...
Sünnet-i Kifâye
Başkalarının meselâ beş-on kişiden birinin işlemesiyle, diğerlerinden sâkıt olan (düşen) sünnet. Selâm vermek, î'tikâfa ...
Sünnet-i Müekkede
Peygamber efendimizin devamlı yaptıkları, pek az terk ettikleri işler ve ibâdetler. Buna, Sünnet-i hüdâ da denir. Sabah,...
Sünnet-i Seniyye
Övülen, medh edilen sünnet; İslâm dîni. Resûlullah'ın yolu. Seâdete (kurtuluşa) ermek için; sünnet-i seniyyeye yapışmak ...
Sünnet-i Seyyie
İslâmiyet'in yasak ettiği, sonradan ortaya çıkan, kötü, beğenilmeyen şeyler. Peygamber efendimiz ve dört halîfesinin zam...
Sünnet-i Zevâid
Peygamber efendimizin, ibâdet olarak değil de, âdet olarak devâmlı yaptığı işler. Bunlara edeb de denir. Resûlullah efen...
SÜNNETULLAH
Allahü teâlânın koyduğu kânunu, nizâmı, âdeti. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Fakat azâbımızı gör...
SÜNNÎ
Peygamber efendimizin ve Eshâbının inandığı gibi inanan ve Ehl-i sünnet âlimlerine tâbi olan müslüman. Ehl-i sünnet vel-...
ŞÜPHELİ ŞEYLER
Helâl ve haram olduğu açıkça bildirilmeyen şeyler; şüpheliler. Helâl olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir...
SÛR
Kıyâmet kopacağı zaman, dört büyük melekten biri olan İsrâfil aleyhisselâmın üfleyeceği, nasıl olduğu bilinmiyen boru. A...
ŞÛRÂ SÛRESİ
Kur'ân-ı kerîmin kırk ikinci sûresi. Şûrâ sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli üç âyet-i kerîmedir. Otuz sekizinci â...
SÛRE
Kur'ân-ı kerîmin en az üç âyetten meydana gelen bölümlerinden her biri. Çokluk şekli süverdir. Kur'ân-ı kerîmde 114 sûre...
SÛRET
1. Tasvir, resim. (Büyük olan ve hürmet mevkiinde bulunan) canlı sûreti ile köpek ve cünüp kimsenin bulunduğu eve rahmet...
SÜRME
Kirpik diplerine sürülen bir çeşit siyah madde, kühl. Üç şey, gözü kuvvetlendirir: Sürme çekmek, yeşilliğe ve (bakması h...
SURRE
Para kesesi, cüzdan. Osmanlı pâdişâhlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerîfeyn (Mekke ve Medîne) halkına ve bura...
SÜRYÂNÎLER
Hıristiyanlıktaki katolik mezhebine bağlı olan ve süryânî dili ile konuşan bir hıristiyan topluluğu. Süryânîler, katolik...
SÜT ANNE
İki buçuk yaşından küçük olan çocuğu emziren kadın. Süt çocuğu; süt annesi ve babası ve bunların nesep ve rıdâ'dan (sütt...
SÜT KARDEŞ
Aynı kadından süt emmiş çocuk. (Bkz. Rıda') İki buçuk yaşından küçük iki çocuk aynı kadından süt emince, süt kardeşi olu...
SÜTRE
Namaz kılarken imâmın veya yalnız kılanın sol kaşı hizâsında, önüne diktiği yarım metreden uzun çubuk. Çubuğu dikmeyip, ...
ŞÜÛNÂT
Şanlar, haller, keyfiyetler, hâdiseler, vak'alar. İsimlerin zât-ı ilâhîye nisbetleri ve mertebeleri....
ŞUÛR
1. Anlayış, idrâk. Allahü teâlâya karşı sorumluluğunun şuûruna varan nice akıllı kişiler var ki, halk katında îtibârı, k...
Dini Sözlük Hakkında
Dini sözlüğümüzde İslami terminolojiye ait 350 terim ve kavramın detaylı açıklaması yer almaktadır. Fıkıh, hadis, tefsir, tasavvuf, akaid ve kelam gibi İslami ilimlere ait terimlerin anlamlarını bu kapsamlı sözlükten öğrenebilirsiniz.
Her kavram, Kur'ân-ı Kerîm âyetleri, hadîs-i şerîfler ve İslam âlimlerinin eserleri referans alınarak açıklanmıştır. Sözlüğümüz, İslami ilimleri öğrenmek isteyen herkes için güvenilir bir başvuru kaynağı olmayı hedeflemektedir.
Aramak istediğiniz terimi yukarıdaki arama kutusuna yazabilir veya harf filtresini kullanarak ilgili harfle başlayan kelimeleri listeleyebilirsiniz.