mosque Namaz Vakitleri
auto_stories Hadis-i Şerif
"Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim "Cennet, annelerin ayakları altındadır." — Nesâî "Duanız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin?" — Furkân Sûresi, 77 "Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim "Cennet, annelerin ayakları altındadır." — Nesâî "Duanız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin?" — Furkân Sûresi, 77
N

NÂZIR

N Harfi · Dini Sözlük

1. Gören, görücü.

Allahü teâlâ hayy (diri), alîm (bilici), kâdir (gücü yetici) ve mütekellim (konuşucu) olarak sonsuz zamanlarda hep hâzırdır ve nâzırdır. Hayat, ilim, kudret ve kelâm sıfatları zamansız ve mekansız olduğu gibi, hâzır ve nâzır olması da zaman ve mekâna bağlı değildir. Allahü teâlânın sıfatlarının hepsi böyledir. Allahü teâlânın hâzır olması gibi hiç kimse hâzır değildir. Peygamberlerin aleyhimüsselâm, evliyânın ve sâlih mü'minlerin rûhlarının yardım için çağrıldıklarında ve başka zamanlarda hâzır olmaları, zamâna ve mekâna bağlı olarak meydana gelir. Evliyânın rûhları hâzırdır, bilirler demek, îmânı giderir. Burada îmânı gideren husus, evliyânın rûhlarının hâzır olacağına inanmak değil, onların rûhlarının hâzır olduklarını bilmediği hâlde gaybden haber vermektir. Çünkü gaybı Allahü teâlâ ve O'nun bildirdikleri bilir. (Seyyid Abdülhakîm)

2. Vakfın işlerini, dînin emirlerine uygun olarak idâre etmek üzere vâkıf (vakıf yapan) veya hâkim tarafından tâyin edilen mütevellînin vakıf işlerindeki tasarruflarını murâkabe (kontrol) etmesi ve gerektiğinde ona re'yleri (görüşleri) ile yardımcı o lması için vazîfelendirilen kimse. Bâzan mütevellîye de nâzır denmiştir.

Vakfın nâzırı veya herhangi vazîfelisi, suç işlemedikçe azl olunamazlar (bu vazîfelerinden alınamazlar). Vakfı kirâya vermek, mütevellînin vazîfesidir. Hâkim, vâli karışamaz. Bir vakfın bir nâzırı ve bir mütevellîsi olsa, mütevellî, nâzırın haberi ol madan bir şey yapamaz. Kayyım (vakfın hizmetçisi), mütevellî ve nâzır aynı hakka sâhibdirler. (Fetâvây-ı Hayriyye)

Bu içerikte bir hata veya eksiklik olduğunu düşünüyorsanız iletişim sayfamızdan bize bildirin.