mosque Namaz Vakitleri
auto_stories Hadis-i Şerif
"Sabır, acı bir olayın ilk anında gösterilendir." — Buhârî, Müslim "Zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir." — Buhârî, Müslim "Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz." — Buhârî, Müslim "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz." — Buhârî, Müslim "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar." — Müslim "Sabır, acı bir olayın ilk anında gösterilendir." — Buhârî, Müslim "Zenginlik mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir." — Buhârî, Müslim "Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz." — Buhârî, Müslim "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz." — Buhârî, Müslim "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar." — Müslim
S

Sülûk Yolu

S Harfi · Dini Sözlük

İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yollardan biri. (Bkz. Vilâyet Yolu)

İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol ikidir. Biri nübüvvet yolu olup, aslın aslına kavuşturur. Eshâb-ı kirâmın (Peygamber efendimizin mübârek arkadaşlarının) hepsi, bu yoldan vâsıl oldular. Sonra gelenlerden pek az zât da, bu yoldan ermişt ir. Bu yolda sebebe, vâsıtaya lüzûm yoktur. Sâlik (tasavvuf yoluna giren), kâmil (yetişmiş) bir zâtın sohbetinde kemâle geldikten sonra, feyzi asıldan alıp ilerler. İkinci yol, vilâyet yoludur. Kutblar, Evtâd, Nücebâ, Büdelâ ve diğer bütün evliyâ bu yoldan kavuşmuştur. Bu yola sülûk yolu da denir. Bu yolda, vâsıta, aracı lâzımdır. Her iki yolun reisi ve rehberi Resûlullah'tır. Vilâyet yolunun imâmı, feyz kaynağı, hazret-i Ali'dir. Bu yolda, Resûlullah onu vekîl etmiştir. Hazret-i Fâtıma ve Hasen ile Hüseyn onunla ortaktırlar. Bu yolda gidenlerin hepsine feyz ve hidâyet, hazret-i Ali'nin aracılığı ile gelir. Ondan sonra hazret-i Hasen ve Hüseyn bu vazîfeyi teslim aldı. Bunlardan sonra, sıra ile On iki imâma verildi. On iki imâmın sonuncusu o lan Muhammed Mehdî'den sonra başkasına verilmedi. Bütün evliyâya feyz ve hidâyet bunlardan gelmeye devâm etti. Abdülkâdir-i Geylânî kemâle gelince, bu makam ona verildi. Vefâtından sonra da kıyâmete kadar, herkese, feyz, rüşd ve hidâyet, onun rûhâniyetinden gelmektedir. (İmâm-ı Rabbânî)

Bu içerikte bir hata veya eksiklik olduğunu düşünüyorsanız iletişim sayfamızdan bize bildirin.