mosque Namaz Vakitleri
auto_stories Hadis-i Şerif
"Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim "Cennet, annelerin ayakları altındadır." — Nesâî "Duanız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin?" — Furkân Sûresi, 77 "Her hastalığın bir ilacı vardır. İlaca isabet edildiği zaman hasta Allah'ın izniyle iyileşir." — Müslim "Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin." — Tirmizî, Ebû Dâvûd "Müslüman kardeşini küçük görme. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter." — Müslim "Cennet, annelerin ayakları altındadır." — Nesâî "Duanız olmasaydı Rabbim size ne diye değer versin?" — Furkân Sûresi, 77
T

TAKVÂ

T Harfi · Dini Sözlük

Allahü teâlâdan korkarak, haramlardan (yasaklardan, günâhlardan) sakınmak. Harama düşmemek için, şüphelilerden (haram veya helâl olduğu belli olmayan şeylerden) sakınmaya ise verâ denir. Bu bakımdan, haramlardan daha çok sakınma derecesi olan verâ da takvânın mânâsı altına girer. (Bkz. Verâ)

Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:

Allahü teâlâ o takvâ sâhiplerini sever. (Âl-i İmrân sûresi: 76)

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Yâ Rabbî! Bana ilim, hilm, takvâ ve âfiyet ihsân eyle" duâsını çok söylerdi. Duâda geçen ilimden maksad fâideli ilim, yâni îmân, ibâdet, amel ve ahlâk bilgileridir. Hilm ise, yumuşaklık demektir. Âfiy etten murâd; dînin ve îtikâdın, bozuk inançlardan, işlerden, nefsin isteklerinden, kalbin vesvese ve şüphelerinden, bedenin hastalıklarından kurtulmasıdır. (Berîka-Muhammed Hâdimî)

Bütün iyiliklerin temeli takvâdır. (Hâdimî)

Dünyâda felâketlerden, âhirette Cehennem'den, ateşte yanmaktan kurtulmak için iki şey lâzımdır: Emirlere sarılmak, yasaklardan sakınmak! Bu ikisinden en büyüğü, daha lüzumlusu, yasaklardan sakınmak yâni verâ ve takvâdır. (İmâm-ı Rabbânî)

Verâ ve takvâyı tam yapabilmek için, mübahları lâzım olduğu kadar kullanmalı, zarûret miktârını aşmamalıdır. Bu kadarını kullanırken de, kulluk vazîfelerini yapabilmek için kullanmaya niyyet etmelidir. Bir insan, mübah, yâni dînin izin verdiği şeyler den, her istediğini yapar, mübahları aşırı derecede işlerse, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüpheliler ise, haram olanlara yakındır. İnsan, bir gün harama düşebilir. (İmâm-ı Rabbânî)

Bu içerikte bir hata veya eksiklik olduğunu düşünüyorsanız iletişim sayfamızdan bize bildirin.